büyümek istemedim ki ben...


Çocukluğumuzda ulaşamadığımız raflardı belkide büyüme isteğimizdeki en büyük sebep...Bilemedik o zamanlar büyüdükçe büyüyenin bir fidan gibi sadece boy değil...bir insan ömrü olduğunu...Herkes çocukluğunda bir an önce büyümek ister ya hani...Sırf bu yüzden kızlar 12 yaşlarında başlardı süse püse ehemmiyete ve akabinde gülüşünü, duruşunu, değiştiremeye...Dikkat çekmenin bir ortamda en önemli keşif olduğunun kavrandığı yaşlar...Bizim zamanda 12 idi şimdi belkide 4 bilemedin 5 yaşları:)))Erkek çocukları ise daha kalınlaşan seslerini ve sivilceleşen yüzlerini farkettiği ve büyümeyi sandığı...O zamanların en klişe laflarıydı " tabi oğlum ne sandın" büyümenin göstergesi bu cümlelerden biri sadece ama dikkat büyük harfle kurulur bunlar...bir tarih veremicem galiba bu yaşlara hiç belli olmaz ben diyim 6-7 sende belki 18:)))Büyümek istemedim ben oysa...3 çocuklu bir ailenin ortanca evladıyım...Ne en büyük olan kardeşler içinde ne en küçük hiç büyümedi diye tarif edilenim ben...Ortanca işte. Babama aşık büyüdüm ben. Bugün 23 yaşındayım...Hayıtımla ilgili birçok kararı kendi başıma aldım...Pişmanlık duyacağım şey olsa da hayatımda kendi kararımdan ötürü olmasından yanayım...Ki hiç paşman olmadım ben yaşadıklarımdan...Hepsinden zevk ya da ayrı bir parantezde ders almayı bildim...Bu iki üniversiteyi bitirikende "kendi paramı kazanacağım baba ben" diye kararımı aileme bildirirkende hep aynı oldu...Ama büyümek istemedim ki ben...Hep çocuk kalsaydım keşke...Babama aşık, bebeğine aşık, hayata aşık, bugün tv izlesem mesela toprakların çeşidinden biri sanırdım silahlı toprakları, Davos'u peresin babası falan belki, Ergenekon'u kalın bir kitap hiç bitmeyen karışık, Flistin'de ölen çocukları Amerikan filmi, Seçim propagandalarını da bir yarışma sanki... Ne güzel olurdu hiç büyemeseydim..Yaaaaaa büyümek istemedim ki ben...

kalp kırıntılarımı kuşlara yedirmedim


Derin bir nefes aldım önce...sonra derin bir tane daha...Bir daha...Yaşamanın en büyük sebebi olduğuna inanırcasınaGeceleri yastığa başımı koyduğumda...Uyku tutmuyor...Yaşananlar unutulmuyor bir türlü hatırlandığında...unutulmayanlar uyutmuyor malesef gecenin bir anında...Kalbim çoğu zaman isyan ediyor koca karanlık bir boştan yakınıyor...Bir çok yerde bıraktığım kırıntılar..irili ufaklı...kimisi küf tutmuş, kimi ıslanmış şişmiş çoktan...Kalbim paramparça...Bunca kırıklık ve bir çok yere saçılmış kalp kırıntıları var biliyorum...Ama emin olduğum en önemli nokta kalp kırıntılarımı kuşlara yedirmedim...Bir küçük umut besledim her birinde bir gün aç olan bir kuşu değil belki ama benim en umutsuz bir anımda bir buruk tebessüm oluşturacak çehremde...geriye dönüp anımsadığım...Kendime ve herkese inat herkesin yaşadığı kalp kırı(klığı)ntıları kuşlara yedirmedim...Yedirmeye de hiç niyetim yok...

Gülünce çirkin olan yüz görmedim:)))


Gülmek seni çirkinleştirmeyen birşey olduğuna göre... sence nedir?? Bence gülmek belki nette karşılaştığın bir videoya ya da e-maile. Belki çok sevdiğin ve seni çok seven birinin seni güldürmek için yaptığı şebekliklere gülmektir nihayetinde… Gülmenin niceliğine göre bazen küçük bir tebessümdür en hafif şiddeti bazen de bol şenlikli bir kahkaha en yüksek şiddetiyle… Belki de yaşadığın anda olmasını istediğin bir şeyin sana verdiği mutluluk sonucudur gülme... Bu ya geçtiğin bir ders, işyerinde aldığın bir terfi, evde saatlerce uğraşma sonucunda hazırladığın bir yemek sofrası teşekkür… v.b. Esasında emeğin karşılığı da olsa herkes hak ettikleriyle yargılanmadığı için bu dünyada takdirin de görev sonucu ödev olarak algılanması dışında bir şeydir işte…Biri beni güldürsün yaaaa… Neden en güzel mankenler showman’lerle birliktedir… Bu kadar mı garantilemek ister kendini güldüreni… Kimse istemez ki süsü püsü var diye yakışıklı ama soğuk, kibir dolusu bir adamı… Gülmek açken, açıktayken de Polyannacılık oyunu değildir sadece elbette… Belkide en çok sevdiğin arkadaşının bir mutlu anına bile en içten gülebilmektir… Başarısını kutlarken içten bir tebriktir en samimi tebessümüyle… Hep gülün ama emi ya…. Çünkü ben henüz gülünce çirkin olan yüz görmedim… Erkekler bazen karizma olsun diye somurtur fotoğraf karelerine… Gereksiz elbette gülsene beee;) Klişe bir şarkı son olarak hayat gülünce güzel… ve de sevince tabi;) ya da ikisinin birden harmanı hani;)Şöyle baktım da yazdıklarıma Akıllı Word uyarı vermiş bana sürekli “Yüklemsiz Tümce” diye… Bir eylem yok demek ki benim bunca kurduğum cümlelerde… Yüklenmemiş kimse bu tüm harf yığınının içinde bir eylemi… bomboş sıfatlar, zamirler, nesneler dolaşıyor Akıllı Word’un beyaz defterinde;)

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu