Dört Mevsim Bahar…



İnsan değil insan-lık kanser olmuş… İyi huylarımız kolumuz, bacağımız, böbreğimiz, ciğerimiz gibi kansere yenik düşen, kopup giden parçalarımız olmuş… Fesatlık, Kıskançlık, Hasetlik, İhtiras dolu bir virüs dolaşır olmuş tüm İnsanlığın kanında… Yazık… Ben ne zaman alışacağım buna?
Klişe bir sonuçtur siz insanlara güvenirsiniz, onları seversiniz, tıpkı kendiniz gibi bilirsiniz ya da böyle bilmektir işinize gelen buna inanmak insani bir ihtiyaçtır çünki… Eteğinizdeki taşları döküverirsiniz birer birer tüm samimiyetinizle… Bu bir söylenme eylemi değildir ama… Tamamen samimi bir paylaşım bu… Etekteki taşlar akabinde cepteki paralar, tüm aşklar, anan baban tüm derdin dök anasını satayımJ Akabinde bu cepteki paraların kalpte derin yaralar açtığını unut gitsin… Akabinde koca bir gülümsemeyle paylaştıklarının sana nelere mal olduğunu ölç tart sonra da sat gitsin… Akabinde… Geçmişe bakmayı sil lügatinden ve herkesin çok kolay bir yerde sakladığı o bitmeyen süngeri çıkar ve çek onu geçmişine… Yeni bir güne başla… Önce kendine bakarak… Ojeli tırnaklar, cicili bicili kombineler ve topuklu ayakkabılarla;)- bu benim yolum gibi oldu ama neyse- Sonra durup bir nefes al ve kararlarını vermeye başla… Umarım uygulama fırsatı bulursun her biriniJ)
Oysa çocuklar öyle midir? Benim bir tezim vardır “ kötü insan yoktur, insanı kötü yapan olaylar vardır” diye… Düşünsene bir… Hangi çocuk kötüdür? Hepsi birer melektir bu yeryüzüne inen anneleri olan melekten bir kopya… bir parça… Hiçbirin derdi değildir sümüklü burunları, çişli pantolonları, yemekli ağızları, yırtık kazakları… Para kavramı yok onların şu an belleğinde! İyi ise göreceli falan değil öyle… Anneler tembihledi bir tek yabancı amcalar kötü, kaka! Hayat toz pembe… Akrepten kolları yok onların insanları sokan… Taştan kalpleri yok onların… Yumuşacık ve herkese yer var muhakkak o tertemiz küçük kalbinde… ve onlar çok şanslı 23 Nisan gibi bir bayramları var dünyada tek… Bu fark nasıl bir lidere sahip millet olduğumuza en güzel kanıt olsa gerek… Bize böyle bir bayramı laik gören ve ileriyi böyle gören bir lider… Atam… Ah çocuklar rengarenk olur o gün… Tarifsiz bir heyecan… Kırmızı pabuçlardan bahsetmeyeceğim onlar her yazıya konu olur zatenJ))
Bugün Türkiye ‘de Tansu Çiller’e ait olduğu düşünülen yaklaşık 800 adet klasör yakılıyormuş, Türkan Saylan bir eğitim seferberi kahraman bir öğretim görevlisi, Prof. Dr. Mehmet Haberal birçok ilk.e imza atan profesör, gibi isimler değerler Ergenekon gibi bir soruşturma kapsamında tutuklanıyormuş ya da sorgulamaya alınıyormuş, aranıyormuş… Saba Tümer diye bir programcı kadın, programında kendinin tacize uğradığını itiraf ediyormuş-hem de 3 kere- Birileri hala Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ı konuşuyormuş… Bütün bunlar yetmiyor gibi karamurselhaber.com da benim arkadaşlarım birer, ikişer, üçer Karamürsel Sorunları’nı (olması gerektiği gibi aslında) masaya yatırmış tartışıyormuşJ)… muş…muş… muş…
Dışarıda baharı müjdeleyen kuşlar, böcekler, çiçekler fısır fısır fısıldaşıyor kime ne? Bütün bu güzel betimlemeler eski romanların girizgah bölümlerinde kaldı sanırım…. Hava ılık ılık esen rüzgarıyla bir şeyler fısıldaşıyordu… ve yeni açan çiçeğiyle baharı müjdeleyen vişne ağacı tüm çiçeklerini dünyanın en güzel müziği eşliğinde dans ederek fısıltıya renk katıyordu… ah o ateş böceği akşam olunca çıkıcaktı… Şmidi sıra vızır vızır avcı karasinekteydi…. Ve bülbül muhakkak olmalıydı güle olan aşkını ilana az kalmıştı…. Ve gül her baharda olduğu gibi yakıcaktı canını geveze bülbülün…JJçok güldüm kendime ya beş dakikada betimleyeyim dedim ama olmadı galiba…kurduğum her cümle içindeki kelimeye en başta alt dudağımı bükerek güldüm;) Ama insanları değiştirmek zor olsa gerek… Onlara nasıl dersin sana kıskanç yeşil gözleriyle bakarken… Bak koptu işte yüreğindeki merhamet diye… Bu bir kanserse kötü huylara teslimiyet… Nasıl söyleriz yüzüne… Dileğim hep çocuk kalmak demeyeceğim büyüse boyum, yaşım ama hayatı bu denli öğrenmesek keşke… İyi huylarımızı yok etmesek keşke… Keşke’yi sevmem ya… Bu cümlenin sonuna o gitti işte… Babamın bir sözü vardır bize hep söyler… “İyilik yap denize at diye” babaaaaaaa deniz benim olsa iyilikten boğulurdu ama… dünya derya… kötülük yendi yine iyilikleri galiba…. Gülün doyasıya 23 nisan çocukları gibi tüm kötülüklere, kötü gözlere rağmen… Ve inadına gülümseyin… Tıpkı çocukluktaki o masum tebessüm gibi… Çünkü Baharda bir demet “iyilik” iyi gider… Çünkü hayat dört mevsim bahar!

0 di (yorum):

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu