Ben Çiçek! Sen Böcek;)

Çiçek en güzel şey değil midir bu hayatta; tabi ya öyledir ki bütün erkekler –keza sıkıştıklarında(bu çok amiyane bir tabir ama yerinde oldu kusura bakmayın) – kadınlara bu yeryüzündeki en nadide çiçek olduklarını söylerler ve ellerinde bir demet otla: ) “hayatım bu senin” derler ve ayakta kabaran göğüsleriyle serenat yaparlar onlara kalsa… Sanki dünyayı bağışlıyor bak bak sen Türk erkeğine… Benim Türk kadınımda da hemen yelkenler fora… Yüzünde hafif bir tebessüm ve utanma belirtisi… Türk erkeği çakal tabi fark etti bunu ikinci kapan cümlesi: “Sen daha güzellerine layıksın ama…” Ama’sı ne kızdırma beni Türk Erkeği!.. Neyse bir dipnot belirtmek isterim yazı içinde dipte olmayan şekliyle; “ben hayatımda hiçbir erkekten çiçek almadım: ( arka fonda sitkom böcüğü gibi “aaaaaaa” ‘ları duyar gibi oluyorum. Yeryüzündeki 2. Şaduman’ım ben… (Şaduman “Yemekteyiz” yarışmasındaki gün görmemiş kadın; favori kelimesi “hiç duymadum”, izleyenler eminim anımsayacaktır;)) Bu arada çiçek gönderip beni sevindirmek isteyenlere duyrulur….Adres veriyorum: )))Bugün işyerimde değişen makamımı kutlamak isteyen ablam bana yapay orkide yollamış… Pembeli, bir demet çiçek cam kavanozun içinde çok mutlu etti beni… Daha dün kızdığım, atıştığım ablam baldan tatlı şimdi bir görsen beni eridim bittim yapış yapışım… Ablam öl dese ölürüm… Ya işte edebiyatta mübalağa sanatı kim çıkardıysa ben kullanayım diye çıkardı herhalde : ) Abarttım farkındayım… Bu arada tekrar yineliyorum; çiçek gönderip beni sevindirmek isteyenlere duyrulur….Adres veriyorum: )))Hayatta en sevdiğim renklerden biridir yeşil… Hatta bu yeşil tutkumu kime söylesem kıskanç misillemesi yapar Güya sözüm ona kıskanan insanlar en çok yeşili severmiş. Yeşillll….. Tüm güzellikleri hayal ettiğim arka plan resmi gibi. Ölüler cennetten de ya bir başak tarlasında görünür zaten ya da yeşil bir çimende;) Bak nasıl bir tablo belirdi bende şimdi dünya koskoca bir yeşil arka plan resmi… Sen görme tepene dikilen binaları, gün doğmamış çocukların mazot fışkıran arabalarını, tek gayesi daha fazla para olan şeytan ticaret tüccarı fabrikaları, Hepsi yakın zamandaki bir su’yun reklam filmindeki gibi sözüm ona ferahlıkla yeşerdi şimdi… Her şey yemyeşil, her yer yemyeşil… Veeee asıl hayalimin bana göre en tozpembe yeri; işte o yeşil’e dünya desek diyorum… Biraz önce bahsettiğim tüm renkleri unutup, tek renk YEŞİL kabul etsek… Ve o dünyanın çiçeği olsam ben kıvırcık saçlı esmer bir çiçek eşi benzeri yok ama… Cins bu annem ile babamın aşısından bir karışım: ) Ve şimdi çiçek yapıp mübalağa sanatından sonra diğer edebiyat sanatlarına geçmiş bulunduğumu beyan ederim… İlki Teşhis yani kişileştirme dünyanın birine göre ki o biri şu an belli değil “en nadide çiçeği”ni ben’le insanla kişileştirme… Çakal Türk Erkeğine duyrulur… Yelkenleri suya indirmeye bu denli hazır biri Türk kızından;) İnanın ki “en nadide çiçek” olduğum yalanına inanmış durumdayım şu an:) tabiî ki beklediğim bir çakal değil işin esprisindeyim. Tek niyetim yüzünüzde her daim görme ümidi beslediğim bir parça tebessüm… Veee ikinci pardon üçüncü edebi sanat geliyor… İntak yani konuşturma…Çiçek konuşuyor dikkat!
------<@ Ben ki yeşil bir cihanda oturmuş beklemekteyim…
------<@İstemem gelsin koklasın insancıklar beni...
------<@ İstemem arı alsın özümü bal yapsın bencil insacığa
------<@ İstemem koparsın biri soldursun beni, sevindirmek için bir cahili
------<@ İstemem ne yağmur, ne rüzgar, ne kar üşütsün kırsın ince narin bedenimi
------<@ İstemem koca bir inek yesin nadidelik zerafetimi: )
------<@ İsterim bir böceğim olsun gülün bülbülü gibi sadık
------<@ İsterim gelsin sorsun hatırımı arada bir
------<@İsterim ister koklasın ister alsın özümü bal yapsın
------<@İsterim sevsin beni bıkmadan izlesin
------<@Ve isterim iyi bellesin kışta solsam da sevilirim
Der işte o çiçek… Sözünde fazlasına ne gerek… Ben çiçek sen böcek… Ne olur şu yemyeşil çimde bir ömür geçirsek…

Anneme küçük bir hediye! Beni doğurdu diye;)




Şu yer yüzünde ne çok ehemmiyet sahibi "ana"lık... Sözüm ona felsefe yapmak gibi olmasın ama... Boşver olsun ya bu yüzyılda da yasaklamazlar ya(!) Ne diyordum... Hıh ana"lık... Yollar mesela durun size bizim evi tarif edeyim” kardeş üniversiteyi bildin he oraya gel…ver arkanı üniversiteye doğru ANA-yolu takip edecen orda pembe panjurlu bahçeli bir ev var(!) O bizim işte” : ) alın size yaşayan ve birçok insanın günde bir hayli duyduğu “ana yol” örneği…. Birde tepki cümlesi çocuklar duymasın’ın hatırlattığı ANA! Bu da neyin nesi Öznur gene bir ton cümle kurmuş… Biri sustursun şu kızı ya devirmesin artık o cümleleri, büküldü tüm edebiyatın beli;) Ve her konunun muhakkak bi ANA başlığı vardır yollar gibi sonra yan başlık...yan yol... Nedenler ANA"ysa ezberlenmeli muhakkak…Ve muhakkak bilinmeli anaveri tabanları... ANA merkezi ayrı olmalı her türlü kamu ya da özel kuruluşun... ANA renklerle boyanmalı ANA okulumdaki tüm resim dersi kuşları... Yasanın ANA'sı anayasasını bilmeli “benim” diyen tüm Türk gençliği… ve nihayet devlet ANA'm aynı vasfının da vatana haiz olduğunu bilmeli ve bu denli yaşatmalı… yönetmeli… yürütmeli... ANA Yurdumun güzel insanlarını…Bunların yanı sıra annelere yazılan nice şarkı sözü vardır anonim kabul edilen...bunlarla ilgili aklımda bir kaç örnek var sizlerle paylaşmak istediğim......eller kadir kıymet bilmiyor anne, senin kadar kimseee sevmiyor anne….-eminim kibariye çınlıyor kulaklarınızda bu cümleyi okuyunca-, benim annem güzel annem beni al kucağına…,hiç bir yerde yok anne sıcaklığı,annem annem sen üzülme ben hala senin dizlerinde...v.s. Bir de şimdi şu son zamanlarda çıkan bir reklam var Sertap Erener çok güzel mırıldanmış… yeter ki annem olsun, bana bir şey olmaz… gibi bişi valla süper bayıldım bu derece basit bir cümleyle ancak bu kadar güzel anlatılır: ))Veeeeee bunca açıklama sonrasında üzgünüm ama babalar bu çalışmalar hep annelere… özel...Sizin de ne yapalım bir filminiz var "baba" seneler geçti hala dillere pelesenk müzikleri, jargonu ise sözlü sınavında delikanlılığın müfredatına girmiş:) Herkese kendi annesi cennetten bi melek gelir ve maalesef-ki eminim benim annem dahil bir çok anne onay vericektir buna -gençlik denen buluğ çağı evresinde o melek; dar bir kot pantolonu ve biraz-cık vücuda yapışan bir t-shırt’ünü, Necla teyze'ye hatır sorma tavrındaki ona göre sıcak olmayan bir üslubunu, arkadaşlarınızla kurduğunuz dialog ve tel.rehberinizdeki enteresan takma isimlerini, (nickleri) memleket meselesi haline getiren bir problem yaparız annemizi:( Lise sıralarına götürdüğümüz en baş problemdir “ya bu kadın beni deli etcek yaaa” ahhh ahh bi anlamak erkenden kural olsa o hayat verenin deli edemeyecek reel kutsaliyetinin- kutsaliyet benim lügattan bu arada-O günlerde "off anneeee" en ezberimizdeki iki kelime o zamanlar sık kullanılanlarda gizli... Ve en çokta sanırım bu cümle kırar onları...akabinde yine bu sefer onların ezberinden bir 3 kelime "anneye offf deme" bu bir de tekerrür eder tek gitmez; "anneye off deme", “anneye off deme” taş olursun muhabbetine girmiyorum tamam: ) Nasıl bir kadındır ki o hep bilinir ya kızınca bir şeye muhakkak sizin bir iyiliğiniz vardır ucunda…”a benim güzel kızım, tatlı kızım ben senin iyiliğini düşünüyorum…” bunun devamı söylenmez ama böyle…” çünkü sen düşünemezsin ben seni 9 ay karnımda taşıdım, doğurdum, büyüttüm niye sen kendi adına bir gün düşünesin diye mi? Cık cık cık “ biraz hüzünlü bir yüz hastalığa gebe ve sonra final söz çıkar cepten ve kullan anne “sütümü helal etmem bak”: ( Bu Diyarbekir’in Zilşan annesinden; Karadenizin Meryem annesine, hatta İstanbul’un Dilara Hanım annesine’de göre değişmeyen mutlak gerçek… Ama en cahili, ama en tahsillisi…Hiç fark etmez… Duygu ortaktır çünki tatmadım ama öyle diyorlar veeeeee evet yeri geldi annelerin ezberden sayamıyorum artık bilmem kaçıncı cümle “ anne olunca anlıcan beni ama o zaman iş işten geçmiş olucak ya…” hayat böyle değil midir zaten… Biz yaşayarak öğrenmenin, sizde yaşayarak öğrendiklerinizi öğretmenin derdindesiniz… Çatışma denen bireysel sorunda buradan gelir… Evet “ana” kelimesinin ehemmiyeti ve anonim terim misyonunu anlattıktan sonra biraz bireysel anne sorunları şimdi anneler gününde ortamı yumuşatma ve kutlama vedası gerek… Cümleler düzeliyor şimdi dikkat….: )Benim annem dünyanın en güzel annesi, en iyi annesi, en özel annesi… En yakın dostum benim çoğu zaman akıl sorduğum, bana en yakışanın en iyi tespitçisi, benim için en iyi olanı bilen kadın, ağlamaya da gülmeye de benimle hiç tereddütsüz “varım” diyen kadın…. Bütün saçmalıklarıma “süpersin” diye teşvik veren kadın… Gururlandığında da, üzüldüğünde de iki gözü iki çeşme olan hayrat kadın… Yorulmak nedir çoktan unutmuş ve bir türlü anlam veremediğim büyük ihtimal anne olana kadar da veremeyeceğim bir anlayış; hani şu fedakârlık misyonu “çocuklarım için yaşıyorum ben” cümlesi altında… Ve yine bu bağlamda tam bir “Survivor kadını” yemez yedirir, içmez içirir, giymez giydirir, sen hasta olursun o başında bekler… Daha önceki yazımda kahraman istemiştim bizi kurtaracak… Anneler galiba doğduğumuzda kahramanlığımıza gönüllü oluyorlar bir çift kanatla omuzlarında bizi bir ömür korumaya… Bütün annelerin anneler gününü kutluyorum… Dünyanın en tatlı gerçek olmazsa olmaz’ısınız siz… ya kolay mı “ana” sınız siz… Ağa’nın eli öpülür… Sizinse cennet ayaklarınızın altındayken elbette ayaklarınız öpülür …

Kahraman! Çizgi Roman!

Terör ve türban bugün bana aynı kareden baktılar ve pek de ahenk içindeydiler... ilk etapta ortak bir yön yok gibi görünüyor ama...-bu amasını aşağıda bi hayli açıklayacağımı umuyorum:)-Terör bugünlerde yine gündemde... Birçok insanın diline pelesenk bir slogan malum "eğitim şart" gibi ezber "teröre lanet" -ve ne yazık ki tıpkı "eğitim şart" tespitindeki gibi söylemle kalıyor; eyleme dönecek hiçbir teşebbüs yok... 29.04.2009 haber manşetlerinden bir acı haber daha:10 Şehit,10 sönen ocakla teşbih yapılabilir sanırım... Bugün o 10 şehit ailelerine ve illerine baktığınızda Trabzon, Diyarbakır, Manisa, Aydın, Ankara gibi birbirinden farklı illerde var… Aklım almıyor biri biliyorsa anlatsın bana n’olur? Biz hepimiz bölünmez bir bütün değil miydik, vatan bizim anamızken ona olan borç nasıl yakar bir ana yüreğini?..Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı iken neden bu kan, bu kin... DTP gibi bir parti de kim? Temsile seçili meclisimizde; hangi zümreyi temsil için seçilmişse(!) Hem o meclis ki TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ sözüm ona kürdistanlı Kürt'ün işi ne milleti temsile TÜRKİYE adı altında? Biz bu denli kabul etmişken ayırmadan hiç bir kürdü, lazı, çerkezi...kendini soyutlamanın manası ne hiç anlamıyorum... Birileri sürekli terör yağdırıyor güzel ülkemin dört bir yanına... Ve en kötüsü birileri ki birçokları esasında destek veriyor bu yüreksizlere... Nasıl bir inançtır ki bu yıkanan beyinleri üniversite sıralarından aydınlık toplum adımından alıkoyup dağa sürüyor? Ellerine silah, canlarına bombayı layık görüyor... Bunun adına da örgüt, ruh gibi saçma sapan zırvalar takıyor... Biz belki de bunları besleyen şeref denen bir duygudan çoktan -siz ekiyle ayrılmışları dinliyoruz, bir uzun havasıyla sözüm ona tatlı sesiyle... Biz belki de satın alıyoruz onların mamul ticaretini... Ve malesef ortak oluyoruz destekçilerin bu tacirliğine maddi desteklerimizle... Peki ya devlet? Derini ve yüzeyi var onun... Çözebilene aşk olsun... bir Ergenekon kitabı var oku oku bitiremedi tüm medya... Fazla girmek istemiyorum bu mevzuya, sabah alınırım alimallah sorguya:) Terör yeni bir mesele değil esasında, biz nasıl oluyor da Davos'ta fatihlik yapıyoruz... Peres'i azarlıyoruz da bu denli kudrete sahip bir devlet portresi çizmişken bir memleketi bölünmeden terör denen lanetten kurtaramıyoruz? Bırakın bedelli askerliği çıkartmayı! Paşam dedi “olmaz” diye bedelliye…Beni çağırsınlar 18 ay diye koşa koşa giderim valla... Nerdeyse o koca yürek, kürek çıkartalım ve kazıyalım kökünü terörün, teröristin...Türban; işte terörle ortak yanı ülkeyi bölmeye bir teşebbüs daha, bu sefer bir ırkçılık yok. Dini mesele haline getirenler var... Kürt değil Türk'üm diyen yapıyor bunu? Atatürk 1927 yılında halifeliği kaldırdığında "din elden gidiyor" diyen nifakçılara benzetiyorum bugün "laiklik elden gidiyor" diyenleri... Anayasamızda yazmıyor mu bizim..."bu vatan bir bütündür bölünemez..." diye ve yine aynı anayasamızda "DİN, dil, IRK... ayırt etmeksizin herkes eşittir..." diye... Anlamadığım ve bir türlü anlamlandıramadığım bir ikinci teşhis işte bu... biz nasıl “Türküm” diyebiliyorsak “Elhamdülillah Müslümanım” da demiyor muyuz? O zaman niye benim ülkemde türban mesele haline getiriliyor? Ha bir de türbanı mesele haline getiren türbanlı kesim var onlara diyeceğim yok... Bu cümlem ilk okunduğunda çelişki gibi görünse de devamını okuduğunuzda beni anlayacak ve eminim hak vereceksiniz... Türbanı saçını örtmek için değil de beynini örtmek için kullanan bir kesim de yok değil... Maalesef bu ülke türbanlı doktorların namahrem diye ölüme terk ettiği hastalarının variyetinden de haberdar... Hepimiz iyi biliriz ki okullarda din kültürü dersi tek başına verilmez idi... Yanında başta Peygamber Efendimiz’inde "ahlaklısını severim insanın " dediği "ahlak bilgisi" var... Ortak sonuç şu galiba: biz unutuyor muyuz her şeyi... Hangi milletin hangi askerlerin başta çocukları olduğumuzu, hadi geçmişten ders çıkaramıyoruz, duymuyor muyuz? Okumuyor muyuz? Bilmiyor muyuz? Ama bu üç maymunu oynamak işimize geliyor galiba... Fatihi alkışlamak hoş da ah bir fatih yürek-li olabilsek ama biz Fatih'i çoktan sıfattan ayrıp isim yapıyor ve hepimiz kıvıran bir Fatih Yürek oluyoruz:))) Kahraman istiyorummmm....Bıktım KAHIR'dan sıkıldım AMAN'lardan... Ve öyle bir kahraman olmalı ki o; pazılı kolları, kaslı bir vücudu, selvi bir boyu olmasada… Kocaman delikanlı bir yüreği olsun… Bu gidişata “dur” diyebilecek kadar bir yürektir kastettiğim.Terör ve Türban iki bilinmeyen çıkmaz bir sokak bende... Ya bir kahraman istiyorum ya da bana bu ikilemleri anlatacak bi bürokrat o iki lafı döndürsün kanarım ben.Ülkenin gençlik dediğiyse ben, biz...Görünmüyor gelecek, gelecek sessiz... Atam kurtuluş yok galiba sensiz... Bana bir şey mi diyeceksiniz...Ben duyamadım ya siz?Ne KAHIR Ne AMAN İstediğim; KAHRAMAN istiyorum ben!

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu