BABA'M BAŞ ROLDE...


Çocukluğumun en önemli olayıydı belleğimde kalan...
Babam ve iş dönüşü kapıya giden yolculuğum onu karşılamak için...
Akabinde onun göğsünde son bulan vuslat anı sanki uykuya doğru uzanan...
Babam aşık olduğum ilk adam... Ve tek kahraman…


Tabii ki de kolay değildir baba’ya duyulan sevgiyi bir dörtlükle ifade edebilmek… O ki bir spiderman, superman, batman, red kit, ya Türkçesi yok mu bunların? Mmmmm….evet buldum… Malkaçoğlu, Altar’ın oğlu Tarkan’ı, Yavuz Sultan Selim’i, Kanuni Sultan Süleyman’ı- da demeyi de bilirim ama hangi çocuk izledi ki onların çizgi filmlerini… Tarih hep sıkıcı bir ders olma sıfatını taşıdı çocukluktan erginliğe… Ama bunca benzetme baba’nın ne denli bir kahraman sıfatına haiz olduğunu betimlemek için…
Nedendir bilinmez ama sanırım bütün kız çocuklarının kahramanıdır babası… ya da kahramanı olmalı babası… ya da benim kahramanımdır babam! Aman işte fazla söze ne mecal… İlk aşkımda kahramanım da babam : )))
Hatta babamın paha biçilemez bir çift kanadım olduğunu yazmıştım bir denememde… Onun izin verdiği ölçüde uçarım ve çok da huzurluyum onun kanatları altında diye… Bütün duam “kırılmasın o kanatlar’dan yana…
Fatih KISAPARMAK dinlemem ama… En çok sevdiğim şarkıdır; “Bu adam benim babam..” ne zaman dinlesem bir grup işi gibi önce gözlerim dolar, sonra tüyler diken diken…ve komik bir kırmızı burun son noktayı koyar nihayet bu hüzün sahnesine…kardeşim her zaman bu sahnede kritik eden pozisyonunda bu arada…
Babammm…. Hani iki elini alır ya yanaklarımın arasına… İşte o zaman dünyanın en sıcak, yumuşak elleri oluverir o eller sigara kokmasına rağmen: ) Bende dünyanın en mutlu evladı bu kareden mutluluk duyan… Sevdiğini söylemesi de gerekmez çünki bi babanın harçlığı bol tutması da… Görev değil sevgi işidir bu çünki… Bakıştaki, dokunuştaki bir sevgi selidir… babadan kıza akan…
Çocukken hep en doğruydu babamın bildikleri ve bilmemi istedikleri… Sonra büyüdüğüme delil oldu onunla yaptığım tartışma sohbetleri…
Bugün bu yazı bitmez gibi bir his kapladı beni birden… Baksana Çocukluktan çıkamıyorum… En iyisi farklı bir sonla noktalamak yazıyı. Bugün bu yazıyı tiyatral yeteneğimi kullanarak : ))) “doğaçlama denen” uydurma bir senaryoyla bitireyim.
“ Sahnede duran baba senelerin yorgunluğunu sessizce dile getirir gibi sandalyesine çökmüştü… Çöken sanki bir vücut değildi; kırışan elleri, aklaşan saçları, duymayan kulakları, ağaran dizleri ve ritmini tutturamadığı ama bir çok kişiyi senelerdir sakladığı bir yürek ve de kabarık tozlu bir fihrist gibi dolmuş bir bellekle bekliyordu. Neyi beklediğini bilmeden ve zaman mefunu çoktan silmişti o tozlu fihristten… ve baba’nın sol tarafında duran kız… Onun için de çökmek deyimi az kalırdı… birçoğumuzun filmlerde duyduğu “yaşarken ölmek”, “genç yaşta eskimek”, “pişmanlık ve hayata küskünlük” gibi deyimler daha yerinde olurdu… Aslında mantık şuydu: Hayat bir sınavdı ve o kız çoktan sınıfta kalmıştı:( Genç güzel omuzları ergenlik döneminde büyüyen göğüslerini gizleme telaşasından kalma bir çöküklükten öte, suçluluk psikolojisiyle çök-müştü… Yemyeşil olan yosun gözleri çoktan rengini kaybetmişti… Onlar artık umut veren bir yeşilden öte engin bir denizin dibindeki çürük yosunları andırıyordu… Işığı yoktu… Ve kız konuşmaya başladı…
-Biliyorum baba beni affetmeyeceksin… Ben bir hata yaptım… Ve bu hatamın bedelini inan bana çok ağır ödedim ve hala da ödüyorum… Karşına çıkacak yüzüm yok-tu ama ne söylersen söyle konuşacağım................................baba baba beni duymuyor musun?”
Bu doğaç uydurma bir senaryo elbette, amaç; mükerrer bir ana fikir sanırım… siz sevdiklerinize, sevginize hiçbir zaman vakit ayıramazsınız… Hayat denen koşturmanın içinde… Oysa sevgi bir çok şairin dediği gibi ekmek,su gibi bir ana ihtiyaç kabul edilmişken bu itiraz,inat niye? Vakit ise nakit ile kafiyeli bir ahengi insanlara bu denli ezberletmiş…Amaç hatırlatmak ehemmiyetini… Üstteki saçma sapan doğaç yorumunuza amade… Benden kritik yok size: )
Sheakspeare’in dediği gibi hayat bir oyun sahnesi ve bizler de bu sahnenin usta oyuncuları kimi zaman baba, anne, kimi zaman evlat, eş, sevgili, dost... rolünü oynayan! Dileğim tüm BABA’ların dünyanın en mutlu baba rolünü en içten oynamaları bütün sahne boyunca… Yazım bitti, perdem şimdilik kapandı…Selamımı verdim sayın…en doksan derecesinden…Alkışlarım yorumunuz olsun…Ve tüm dileğim kapanmasın perdeler...

0 di (yorum):

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu