Sevin Yalan Söylemeyi!

İhtiyaç ve insanlık! Çok ciddi bir başlık olurdu sanırım… Üniversite ya da lise kitaplarından fırlamış gibi sanki… Ya da zoraki yazılmış bir kompozisyon ödev başlığı… Çoğu zaman kafa yorduğum şey olmuştur insan psikolojisi… Günlük hayatta kullandığımız sık cümleler “bak şimdi ya ne anladı” devam eder “ bunu mu anladın sen şimdi?”, “ bu ne demek oluyor şimdi” bu cümleler benim en iyi gözlemcimden yani gözlerimden fotoğraf makinemin yani gözlerimin deklanjörüne takılmış gibi anlık olaya tepki cümleleri… Bunların daha ciddi boyutları da var tabi… Bunlar küçük ölçekli olanlarından… Mesela aile yapımızı incelersek “ sen beni anlamıyorsun Suat ben sana bunu mu demek istedim şimdi?” ………….Boşanıyoruz……-Gökten bir soru askıda şimdi:Neden? Cevap gecikmeden : An-la-şa-mı-yor-uz……….bak bak Patronların ya da amirlerin, müdürlerin en büyük şikayeti geliyor şimdi: “ya bu adama bir şeyi on kere mi söylicen?” , “ bak ya ben ne dedim ona, o ne yaptı?”….v.s. Farz-ı misal çocuğunla konuşuyorsun şunu yapma, bunu yapma, oraya gitme, buraya takılma, o çocukla bir daha konuşma…v.s yine… Sonra kendin yapıyorsun çocuk zeki tabiî ki yeryüzündeki tek zekiyi kendin mi sandın? Cevabı hazır benim aslan çocuklarımın: Der: “ baba, anne (ya da ebeveyn) bana yapma etme diyorsunuz da siz de yapıyorsunuz…. “ Cevap yine gecikmeden: “Aaaa ama sen bizim dediğimizi yap yaptığımızı yapma!” Bu cümleyi kim bulmuş acaba ya… iki yüzlülük tanımı bu mudur ki? Yok ona hiç girmeyeyim… O beni aşar ama sonuç cümlesi şu galiba… En sonunda ebeveyn isyan eder: “biz bu çocuğa laf anlatamıyoruz?” , “ ya bir haller olduğu bu çocuğa anlaşamıyoruz beyf/hanf-endiyle “ …. İşte bütün bu örnekler aynı dili konuşamamanın sinyalleri ve yanlış anlaşılmalara gebe olan birer teşhis… Sanırım şu an bir üniversitede bu başlıkla sahte olan başlıkla –ihtiyaç ve insanlık başlığıyla- ders anlatıyor olsaydım bütün bunları böyle kanıtlarcasına örneklerle anlatıyor olan ben olsaydım… Komik olurdu işte… Ne bekliyorduk böyle zincir bir cümleden… Tabiki daha mantıkla bir koşulun bağlandığı sonuç tercihimizdir hepimizin… Ama ne yapalım idare edeceğiz… Hani insanların fizyolojik ihtiyaçları vardır; yemek yemek, uyumak, toilete çıkmak gibi gibi… Bence bunların yanı sıra yaşamı boyunca tüm ilişkilerine renk ve şekil veren sosyolojik, psikolojik ihtiyaçları var insanoğlunun… Anlatmak istediğim şu… Yine Farz-ı misal ben değil ama(!) birçok kız güzel, şık,hoş,tatlı,seksi olduğunun söylenmesinden hoşlanır… Bu onun için basit bir tebessümle hoşluluk belirtisi ve kasıntı sebebinden öte İHTİYAÇ haline gelmiştir… Psikolojik iltifat açlığı teşhisi koyulabilir elbette… Birde halk dilinde kullanılan “bilmişlik…” İnsanlar sürekli bir şeyleri biliyor olmaktan ya da biliyormuş gibi görünmekten haz duyarlar en üst seviyede… Hatta bu yüzden iş yerlerinde bilen bildiklerini paylaşmaz çünkü bildikleriyle kendinin de paylaşılmazlığının azalıp işinden olma korkusunu taşır… "Bilirsin ki bilmezsin / Bilirsin ki bilmediğini de bilmezsin / Bilirsin ki bilenler / Senin bilmediğini çok çok iyi bilirler." Der hocam Veysel ÇOLAK… ve yine “Bildiğini bilenin arkasından gidiniz. Bildiğini bilmeyeni uyandırınız. Bilmediğini bilmeyene öğretiniz. Bilmediğini bilmeyenlerden kaçınınız.” der KONFÜÇYÜZ… Bunca alim bu denli güzel şeyler söyleyerek verir mesajı ama kontörü olana anlamak ancak bedava Kıssadan hisse gibi… Ya da “Çok Güzel Hareketler Bunlar” programındaki “…skeçin ana fikri nedir?” Sorusu gibi…. Soralım bir kendimize eeeeeee bu yazıdan çıkacak “kıssadan hisse ya da sözüm ona ana fikir nedir diye. Hocam ana fikir şudur ki: İnsanlarla olan ilişkinizde empati kurun öncelikle ve o insanları anlamaya çalışın… Çok klasik bir cümle gibi geliyor kulağa ama inanın öyle değil… Sizi üzen, canınızı sıkan herkesi ve her şeyi böyle yorumlayın… Kabul etmeliyiz insanların bazıları henüz gelişmesini ve karakter oturmasını –nasıl bir tanımsa bu da karakter oturması(?)- tamamlayamamış… Bırakın mutlu ediyorsa onları egolarının tatmin edilmesi acıyın onlara ihtiyaç haline gelmiş bu çünki etmezseniz ölücek açlık gibi yorumlayın… ve tatmin edin ne olacak ki? Ya da çirkine güzel diyin dünyanın en mesude yalanı, bembeyaz…”sensin” diyin hep o olsun sansın hayatta, uyarın ama uyarabiliyorsanız dinlemiyorsa yorulmayın da… Bir gün hayatta tek kalmak hüsranı da var ya… Ve son cümlem nihayet… Sevin yalan söylemeyi, Mutlu edecekse bir cahili, Cahil açtır çünki ölmemeli, İhtiyaçtır onu mutlu eden biri,he mi;) Not: Söz bir gün inşallah köşemde serbest konulu bir deneme yerine güncel bir konuya yer vereceğim. Gerek Başiskele için, gerek İzmit için…

0 di (yorum):

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu