Biri Mutlu Ol Dedi!


Mutlu olmak zor mu? Nefes almak bir mutluluk değil mi? Gibi basit bir genellemeyle konuya giriş yapabiliriz sanırım… - ki yaptım bile fark etmediniz sanmıyorum : )
Adamın biri hiç üşenmemiş bilge adam sıfatına haiz bir kimlikle birazdan göreceğini yıldız imleriyle süslediğim mutluluk şartlarını sıralamış: Şimdi içinizden …”hımmm eeee” dediğinizi duyar gibi oluyorum ve aşağıda sıfatı bir önceki cümlemle sabit mutluluk şartlarını okumaya sizleri sevk ediyorum:
1- Asla demeyiniz [asla asla demeyiniz:)]!
*******
2- ´´Ama´´ ve ´´fakat´´ demeyiniz!
*******
3- ´´Fark etmez´´derseniz yalan söylemiş olursunuz, her şey fark eder.
*******
4- Hiç bir cümlenizin fiili ´´mış,miş´´ veya ´lar,ler´´ veya ´´mişler,mışlar´´ veya ´larmış,lermiş´´le bitmesin, bunlar sizin bilmediğiniz ve görmediğiniz ,başkasının anlattığı eylemledir ve bunlara göre hareket hem size hem karşınızdakine zarar verir.
*******
5- Başkasının yerine düşünmeyin!!
*******
6- Başkasının yerine karar vermeyin!!
*******
7- Bencilce yaşayın, zaten insan bencildir ve kendisi için yaşar,aksini söyleyip veya düşünüp kendinizi kandırmayın,böylece kim olduğunuzu ve nerede olduğunuzu bilirsiniz. Başkalarına daha az zarar vermiş olursunuz.
*******
8- Pozitif düşünce ile yaklaşın konulara (yapacağım, başaracağım gibi), ama bu Pollyanna´cılık olmasın.
*******
9- Asla vazgeçmeyin.
*******
10- Geçmişi yargılamayın, bir şey kazanamazsınız sadece tecrübe olarak faydalanın ve mutsuzsanız tekrar etmeyin!
*******
11- Mutlu olmak ve ilerlemek için yaşanan şeyleri tekrar yaşamayın,yaşanmışlardan faydalanın(ateşin el yaktığını öğrenmek için elinizi ateşe sokmaya gerek yok,etrafınıza bakmak ve okumak yeterlidir)
*******
12- Kendinize ve etrafınızdakilere, insanlara güvenin onları sevin!
*******
13- Genelleme yapmayınız!(bütün erkeler veya kadınlar gibi)
*******
14- Siz hissettiğinizi yaşayın, varsın dünya beğenmesin siz beğeniyorsanız yeterlidir.
*******
15- Bir anı yaşamak için yıllar harcamak başarısızlıktır, başarı bir anda yılları yaşayabilmektir. *******
16- Ben hep veriyorum, almıyorum demeyin, sadece verirseniz,vermeyi bilmediğinizden o hiç bir yere gitmez. Almasını bilmeyen veremez, vermesini bilmeyen alamaz, ağlamasını bilmeyen gerçekten gülemez, üzülmesini bilmeyen sevinemez. Her şeyin dengesi vardır.
*******
17- Ve karar verin,şu an sizinde yeni bir hayata başlama anınız olsun bu karar!!
….hımmm bu maddelerin hepsi alıntı anladınız zaten…. Şimdi sonuç ne olabilir… Şu ki; kabul edin etkilendiniz… Yada etki demeyelim bir şöyle kendinizi sondaki kadar etkili bir karar gerekçesi olmasa da birkaç soru sorar buldunuz… Ya da bir süzgeçte süzer buldunuz : )
Şimdi ben kendimi o süzgece koyduğumda hepsi bende mevcut gibi duruyor… Ama şöyle ki ben mutlu değilim… Ya da felsefe yapmanın sırası mı bilmiyorum ama Mutluluk nedir? Sorusu mu sorulmalı bu metin süzgecinden sonra… En iyisi küçük şeylerden mutlu olmak bence karar verdim… Ve kesinlikle daimi bir mutluluğa ulaşma duasında bulunmaktan vazgeçmek… Yok öyle bir şey… Evlendin daha hiç bir şeyden haberin yok (hiçbir şeyden kastım: elektrik,su,doğalgaz,kira ya da ev taksidi, yorgun adam psikolojisi, kaprisli kadın anatomisi v.s) gelin arabasının arkasına “mutluyuz” yaz… Hadi ya dünyanın en büyük yalanı… Hangi zamanda mutlusun? Nasıl bir genelleme… Düğün anı desen dünya borca girdin bir kızla yada bi adamla yuva kurup çoluk çocuğa karışıp annenleri mutlu edicen diye…. Nasıl mutluluukkk buuu? Tekrar sorarım size: ) Bende sanki evlilik başımdan geçmiş gibi konuştum ama mantık sabit değil mi?
Mutluyum…mutlusun….Mutlu olsun herkes temennim…Ben ki bir insanı yalan da olsa mutlu etmek sonucu için “sevin yalan söylemeyi “ diyenim… Ne olursa olsun şu hayattan tek isteğim ben olmasamda mutlu olsun herkes hep mutlu hep umutlu: )))
Bu mutluluk kavramının tahlillerinden ve de kulağını çıtlatma sıklıklarından sonra ehemmiyeti yüksek inanç,güven ve ümit kavramlarını tanımlarla paylaşmak istiyorum yine bi alıntıdan sizlerle…Bu sefer kesik çizgiler ayraç görevini üstlenmiş durumda iyi seyirler… Unutmamanızı ister bu özi biri mutlu ol dedi...
Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün koy ahalisi toplandı. İçlerinden birinde semsiye vardı.
Bu İNANÇTIR
--------
Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onu tutacaktır.
Bu GÜVENDİR
--------
Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
Bu ÜMİTTİR
--------

Çıkar At Gözlüklerini!



Günlük hayatımız boyunca biz istemesek de hayatımız bir şekilde istem dışı istilalarla kuşatılmış durumda… Birçoğumuzun diline pelesenk ve en baş tartışma konusudur… Tv kirliliği… İnternet bağımlılığı… İletişim kopukluğu… Kitap okuma özürlülüğü-bu konuda hiç yapıcı cümle kuramıcam özür dilerim- Sonra ilişkilerin sahteliği… Ve en son cümle … Nasıl bir psikolojiyse bu eskiye özlem cümlesi gelir… “Nerde o eski ….”
Algılamak ve farkındalık kavramları …. Reklam sloganı gibi olacak ama işte bütün mesele bu!
Benim izlediğim “hiç kaçırmam” diye kesinlikle nitelendirmem ama izlenirse muhakkak seve seve izleyenlere refakat ettiğim dizilerden biridir… Hatta izlediğim tek dizidir. Kurtlar Vadisi… Çünkü yaşamın ta kendisidir… Ama neymiş silahlar, kara giysili adamlar, kan, nefret, şiddet v.s olduğu için insanlara kötü örnek oluyormuş… Sen izledikten sonra “Bak işte bütün bunlar bu Türkiye’de oluyor değil de “Polat Alemdar” olursan o ayrı dava… İşte burada gene yukarıda belirttiğim farkındalığın ve algının altını çizmek isterim vesselam…
Düşünsene Polat Alemdar olduğunu… hangi delikanlı ister sevdiklerinin kötü roman karşılığı hep zarar görmesini… Şöyle rahat rahat öpememeyi, sevememeyi, diken üstünde yaşamayı… Hep takım elbise giyme zorunluluğu…-bi hayal et kısa pantolon ve sandalet kesinlikle giyilmez racona ters:)- sert bakış zorunluluğu bilmem kaç numaralı türünden… Kim ister sorarım size??? Ya da hangi AKLI BAŞINDA adam ister onu sorayım ben…
Son zamanlarda sık duyulan terimlerden biri oldu “medya okuryazarlığı” hatta bir yerde okullarda bu terim adı altında ders bile verileceğini okumuştum. Peki nedir medya okuryazarlığı? Şöyle ki; hep birlikte google arama motoruna yazalım bakalım ne çıkacak? : ) ………………….
Google arama motorunun verdiği sonuç der ki: Bu kavram, yazılı ve yazılı olmayan, büyük çeşitlilik gösteren formatlardaki mesajlara ulaşma, bunları çözümleme, değerlendirme ve iletme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Hatta bu terimle ilgili ulaşmak istediğiniz tüm bilgileri sizinle paylaşan bir sitesi var RTÜK’ün linki parantez içimde saklı.
( http://www.medyaokuryazarligi.org.tr/)
Yani işin özü şu ki! Kaizen felsefesini bilenler bilir… O felsefede değişim ve sürekli iyileştirme söz konusudur Çünki; Türkiye değişiyor… Artık televizyon, internet çağı dolayısıyla bu teknolojinin getirdiği değişim ile birlikte medya çok büyük önem teşkil ediyor… Yapılması gerekende bu hususta değişime ayak uydururken… farkındalık radarlarını açık tutmak ve tabikide tüm olaya at gözlükleriyle bakmamak…
Aynı sonuca internet bağımlılığı adı altında da ulaşılabilinir… Siz interneti “Elinizin altında kocaman bir kütüphane varlığı” olarak değil de hiç tanımadığınız insanlarla hiç bilmediğiniz konularda ve kimliklerde çoğu zaman kurmaktan çekindiğiniz cümle ve kelimeleri bol keseden sarf ettiğiniz bir ortam olarak nitelendirirseniz…(?) Hiç de iyi bir şey değil… E-devlet politikası sayesinde artık bir çok kamu işinin internet üzerinden verildiğini de bilirsiniz… Bu yöntemle bir çok inşaat ruhsatı, çalışma ruhsatı, emlak bilgileri v.s online bir ortamda veri girişiyle sağlanıyor ve işler daha hızlı daha doğru ilerliyor. Resmi birçok makama sıkıntımızı dile getirmek eskiden çok zorken şimdi bir internetten e-posta çekmemizle sorunlarımız halloluyor…
Sonuç olarak: Algılamak ve farkındalık’ın altını da çiziyorum , kalın ve italik de yazıyorum bilginize: ) Çağın telaffuzu zor şeylerin çağı olduğundan yerinde dövünmek yerine her şeyden önce bizim at gözlüklerimizi çıkarıp etrafımızda gelişen bir çok şeye objektif bakmamız gerekiyor. Ve hayatı farkında yaşamamız yaşlanmamak için de şart… Son vecizemiz…Başlıkla sabit esasında ama yinede yinelemekte fayda var…Çıkar at gözlüklerini ve aç algı pencerelerini… O zaman göreceksin etrafındaki bir çok şeyin değiştiğini…

BAŞ-AK!


Bu Cihanda Bir Başak BAŞ Verdi!
Mevcuda kendisiyle AK geldi!
E hoş geldin o zaman BAŞ-AK!


Doğduğu gün ki özlemim Canım ablam Özlem’imi gördüğüm an ahhh gözlerimmmm... Maalesef gizleyemedi usulca akan yaşlarımı dudağımda buluşup tuzlu bir tat bırakan… Nasıl bir duyguymuş ki bu özlem duyulan… Bir çocuğun dünyaya gelişi ileride büyüyüp koca adam olmaya aday… koca adam farz-ı misal… 04.07.2009 yeğenimin dünyaya gelişinin üzerinden 4 yıl geçmiş… dedim bu cumartesi günü:) Dolayısıyla yazının amacı da onun bu gününü kutlamak… ve çoğu zamandır bende çatlak veren çocuk sevgisini paylaşmak idi’r.-Edebiyat’ta çığır açıyorum… Edebiyat öğretmenim görmesin bu nasıl bir lügat ya da dil bilgisidir ya idi’r ne demek? - : )Düşünelim ki çocuğun dünyaya geliş gayesi… Son zamanlarda yazılarımda çok konuşmalar örnek vermiş olacağım ama… En iyi pekiştirme taktiği bu olsa gerek… Şimdi dünyaya bir çocuk getirme girişimindeki gaye ne olabilir….” Hayatım ya benim canım evde çok sıkılıyor bir çocuk mu yapsak?” yok be kadın sen oyuncak bir çocuk al onla oyna…oyuncak mı bu ya cannnnn….Ya da etrafınızdaki akıl hocaları hani hiç eksik olmazlar ya bu sefer de onlardan bir lakırdı: ”sen bir çocuk yap da yuvayı kurtar”, “o zaman eve bağlanır kocan: ))” Allah Allah hangi sabi doğduğunda kahraman oluyor da kurtarıcı misyonunu yükleniyor, oysa ki bir çocuk değil futbol takımı kursan çıtırdamışsa o ilişki…neye yarar? Neyse bu serzenişi kısa tutmakta fayda var!.. Bu konuda da aynı paydada birleşecek muhtelif örnekler var elbette seslendirmekle bitmez! Anlatmak istediğim şu ki: Hiçbir ebeveyn demiyor ki; şu millete hayırlı bir evlat yetiştirmek gayem olsun… sonra eğitimsizlikten yanıyoruz… Ne çabuk unutuyoruz asıl eğitimin en başta evde, aile içinde verildiğini ve bir insanın hayatı boyunca kullandığı bilgilerin %50’lik kısmını 3 yaşına kadar
, %75’lik kısmını da 7 yaşına kadar ve geriye kalan %25’lik kısmını da 7 den 77… yaşına kadar öğrendiği bilgiler tamamlıyor. Hatta bu yüzden “7 ÇOK GEÇ” kampanyaları da düzenleniyor. Ne oluyor bana ya! Aslında ne güzel yazı yazacaktım ben biricik yeğenimin altın sarısı saçlarını ve deniz mavisi gözlerini betimleyen… Sonra güldü mü dünyamı ışıtan, ağladı mı hayatımı karartan halleri…ve anlarım… Her gün şahit olduğunuz yeni eylemleri ve söylemleri… Sonra büyük telaşlarla onları hiç ilgilendirmese de anlattıklarımız…” bugün ne dedi/ne yaptı biliyor musun?”…………….”zekaya bak ya” sonra ortak karar “şimdiki zamanın çocukları çok zeki…” …Herkese kendi çocuğu yaptığı, öğrendiği her şeyi ile en kahraman ve en zeki kaşifi…Şimdi o dünya güzeli kaşife isminin baş harflerinden bir akrostiş hediye…

Bir eda ahusu seninkisi boncuk gözlüm…
Allahım’a her gün şükrüm de olsa az gelir bilirim bu sözüm,
Şen şakraklık sende anlam bulur ve çoğu zaman kederime olur çözüm,
Ağlaman ise bende tarifi zor bir kördüğüm,
Kızarıp olgunlaşmaya daha yeni yüz tutmuş bir cennet meyvesidir gördüğüm…





Ve bilirim ki o meyve benim için bitmeyen ömürlük bir düğün...

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu