17 AĞUSTOS RESMİ!



Bir gök… kırmızıya boyanmış sanki 17 ağustos gecesi…
Bir yer… Düşün ki bu sefer uyutmak için değil de ebedi uyumaya sürüklemek için birçok cennetliği, salladı beşiğini…
Bir ses… belki bir yardım çağrısı muhtevalı belki de haykırış…isyan temelli…
Bir insan… üstünde moloz taşıyan… ve iki direk arasında can telaşı yaşayan beklide öldüm diyip
Bir can.. belki canan belki her ikisinden de yakın olan can-ından parça olan bir oğlan… bir evlat…
Bir acı telaffuzunu yapamadığın sonrası yaşanan ve tüm yaşamına kazılı bir etiketle yapışan…
Bir fatura en büyük yaradan dan yaratılana kesilen… Her zaman ki gibi bellekte olsa keşke Şerden ders alabilme yetisi…
Acının tarifi muamma sanırım…. Bazı tarifi olmayan duygular gibi… Ruhunun acı çekmesi… Acı… Kayıp…Yerlerini değiştirenler… Hayatına sismologların söylemine göre fay kırıkları olan koca kalın çizgiler çizdiler… Ve sonra sürekli savaşıp durdular çizgilerin ardı sıra bıraktıklarıyla ya da kendinden mahrum ettikleri yaşayamadıklarıyla… İsyan hiç hoş bir söz olmasa gerek… Değişimi köklü bir değişimi gerektiren bir yaşam anı afet… Aslında isyan bu habersiz gelen değişime olsa gerek… Her sabah yemek yediğim evim, masam, mutfağım… Her akşam uyumayı düşlediğim yorgunluğumun tek devası yatağım, yorganım, yastığım… Her sabah arabamı park ettiğim garajım ya da otobüsle önünde durduğum sokağım... Evim… Yoklar şimdi… Onların yokluğundan öte sol tarafımda bir sancı yaratan… Ev mekan ise o mekan nerede olursa olsun… kocaman bir boşluk… Fedakar sıfatını en güzel taşıyan annem… Memurluktan kalan çökmüş omuzlarının esasında koca yüklerle dolu olduğu babam… Hep gülen dünya güzeli kardeşim…Haylaz ağabeyim.. Ve ablam belki enfes kokulu kekler sahibi… Yoklar şimdi…
_diyebilenler için kötü bir gün… Bugünkü bu yazımda niyetim kesinlikle kimseyi ağlatmak ya da güldürmek değil…Hani baştan yedinci paragraf cümlemle sabit esasında… Her zamanki gibi bellekte olsa keşke Şer’den ders alabilme yetisi.. biz yinede tutumlarımızla… Almadığımız tedbirlerimizle… bir çok afeti yaşamaya ve mağduru oynamaya gebeyiz…

1 di (yorum):

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu