Welcome to Ramazan(!)


Hoş geldin ramazan…
Hoş geldin dedim de birden bak bana nasıl bir kare el sallayı verdi bilinmeyen gelecekten…
Birçok akıllı bilim adamının bir araya defalarca gelip, ilave edilen 40 delisiyle kuyudan çıkartılamayan taş misali deprem olacak mı soruları ve nihai sonuç önümüzdeki küsür sene içinde kesin olacak kanaatine varılan potansiyel afetzede yıllara, bilim kurgu filmlerindeki gibi internetten bulaşılan kah terörist saldırıları kah muhtelif kıyamet alameti olarak adlandırılan dünya son senaryolarına, kanser oranlarının arttığı bir yer kabuğu ve insanlığın yalnızlığının koyulaştığı bir hava boşluğuna ve nihayet insanların artık torunlarına bak yavrum Türkçede Arapça kökenli, farsça kökenli….v.s.den sonra İngilizce,Rusça temelli sapma bir Türkçenin anlatıldığı zamanın merhaba’sı ya da hoş geldin alegorisi*… Evet evet lise tarih kitaplarındaki emperyalist bir Amerikalı gibi tiksinç gülüşleriyle el salladı işte bu gelecek karesi ben denize…
Aslında bütün bu uzun cümleye sebep kelimelerim, bir gün “Welcome to Remazan”ların bir imsakiyede, ramazan çadırında hatta daha kötüsü bir mahya ışığında okuyor olma tereddüdünden ileri geliyor.
Hoş geldin ramazan ile ilgili şahsi yorumum ise pek de hoş gelmediği ben denize…. Hasta girdim çünkü… Kötü, çirkin mi çirkin bir mikrop ele geçirdi bütün bünyemi önce gıda girdilerini mahvetti ve mevcuttakini çıktıya çevirdi akabinde de girdiyi iştahsızlıkla engelledi ve nihayet emeline ulaştı ve bu koca cüsseyi yıkarak galip geldi… ama doktor amcalar ve dünyanın en güzide bakıcısı annem sağ olsun ki toparlandım ve ayaktayım…Geç de olsa bu yazıyı yazıyorum işte yazdım…: )
Gel gelelim Hoş geldin Ramazan temamıza…. Ramazan sizlere neleri anımsatır mesela? Açlık ruhun ve nefsin terbiyesi, sahur, iftar, oruç, Hacivat karagöz, orta oyunları, ramazan çadırları, kumpanyaları, teravi namazları, hurma, pastırma, güllaçtı, ramazan pidesi, oruç baba türbesi, …v.b. dir herhalde… Beni en çok bu aylarda yapılan meşrubat ve süt ürünleri reklamları mutlu eder. Bir çocuk olur genellikle baş rolünde iftarı, ramazanı tanımaya çalışan ve boyuna yaşına bakmaksızın da milyonlara anlatmayı amaçlayan… Şimdiki reklamların ticari boyut çerçevsinde sizlere anlatılar bu reklam karesinden sonra benim betimlemek istediğim bir kareyi paylaşmak istiyorum sizlerle…
Sizden istediğim betimlemeye hayat vermeniz gözlerinizle…
….bİR zaman dilimi düşün ki yaşam öyle teknolojilerin gerek bir aptal kutusu gerek bir online’lık ile başlayan kolaylıklar serisi ile kuşatılmamış ve yaşamların her biri dört duvar içinde sessizce son bulmuyor ya da nefes almıyor da sokaklarda rengarenk dans ediyor… O güzelim sokakların kızlarının tek derdi hem babaları gibi kol kanat gerecek bir eş adayı hem de kendilerini mutlu edecek bir çiftin teki sanki… Ve tabiî ki sokağımızın genç delikanlılarının beklentisi elbette güzel bir kız resmi evlerini süslemeye heveslendikleri ne de olsa güzel göreceli… Ve düşünün ki böyle tablo’luk bir resimde kendinizi… Arkanızda macun satan amcanın sesi ve akşamki orta oyun gösterisi çağrı melodisi, kurulan iftar sohbet sofrası davet listesi… Her akşam bir yerde belki… yok sonuç cümlesinde “Nerede o eski bayramlar” gibi sabit “Nerede eski ramazanlar” demeyeceğim. Değişen bir şey yok çünkü. Her şey eskiden olduğu gibi… Gene açılan oruç tutulan da… Görünen neyse o… Değişen mekan insan değil…
Temennim… Mekanın, zamanın eteğinde değişmesinden öte insanın değişmesinden yaşanılabilecek kim sorusunun doğması… Başlıkla anlatmak istediğim gibi zaman ne olursa olsun ne birebir yapılan ziyaret yerine görüntülü görüşmeler küstürebilir bir teknoloji gölgesinde ne de mektubun yerini alan klasik mesaj popülaritesi… Tek tereddüdüm Ben’liği kaybetmek gibi ifade edilen… Welcome to Ramazan’ları görmeme talebi… Görmeyiz inşallah değil mi?
İnatla güzel cümleler kurun kendinizi anlatan… Farsçaların, Osmanlıcaların, Arapçaların ve evet sadece Türkçe’nin süslediği… Yoksa yaşam tahammülfersa bir hal alacak “ata”mız diye gururlandığımız bir çok toprak altındaki şehidin sızlattığımız kemikleri eşliğinde unutulan bir Türkiye’ye gebe öncü unutulan Türkçe sarsıntılarının yaşandığı…

Not: Bu yazımda sizlerle Türkçe’nin kullanılmayan birkaç sözcüğünü kullandım… Roman misali alt kısmında parantez açmak isterim üstteki yıldızlı sözcüklerin anlamını:
*alegori: bir kavram yada düşüncenin figüratif semboller haline getirilmesi
*tahammülfersa: dayanılmaz


0 di (yorum):

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu