oNUr ALtınTAŞ akrostişi;)


Onur duymak bir insanın variyetinden…
Nasıl bir şey acaba en acayibinden?
Uslandırır mı ki insan egosunu başka birinden duyduğunuz gurur?
Resmini hayal ettim şimdi gurur insanı doldurur…

Anlamlandıramadığınız kavramlar ve insanlar tanırsınız yaşam boyunca…
Lüzumsuz, gereksiz onca sohbet onca insan hâyasızca…
Ters gelir size ya düzenin kendisi ya düzenin doğurduğukları… Düzensiz çocukları…
Irgalamaz beni desen de aslında her şey çok basittir ya tanımlamak için…
Niyeti çözdün mü açıklarsın elbet bütün olanı biteni…
Tabii ki de kabullenemediklerinden ileri gelir…
Amma felsefe yaptım asıl amaç akrostiştir…
Şşşşş bizim hem gıcık hem sevilen yakışıklıcık duymasın…Bu iş kendisine süprizdir…

Ne Mutlu Kardeşim Var Diye!


Şöyle bir düşün…

Annelere, babalara, sevgililere has [( has da Karadenizli ağzında sık kullanılan bir kelimedir esasında iyi anlamında da kullanılmakla birlikte: ) kişiye has; özel anlamı da ihtiva etmektedir: )] özel günler var da sözüm ona kutlanılan… Kardeşler’e has niye yok ki? Kardeşlik için yapılan tek şey yakılan Kardeşlik türküsü mü?

Çok kalabalık evler var memleketimin güzel illerinde… Özellikle doğuda… En büyük mizah konusu olan; çocuklarının isimlerini unuttuğu varsayılan… Büyüğün küçüğe ebeveynlik yaptığı, paylaşımın en reel anlamda yaşandığı ortak tencereden yenen yemek sofralarına, münferit yer yataklarına, örülen bi kazağın 4 kuşak kardeş arasında paylaşımına şahitlik eden duvarların şehirleri. Kardeşimde kullanır diye sandıkta saklanılan en cici emanetlere şahitlik eder o illerdeki küçük ama kalabalık haneler…

Kardeş kelimesi birçoğumuzun bileceği üzere; karın-daş’lıktan gelir… Hayata gelişinizin en büyük ortak noktasıdır kardeşinizle paylaştığınız… KARINJ aynı bağlamda paylaşımlar devam etmektedir. Zaman geçtikçe hayatta yeni öğrendiklerinizin en başında gelir bu paylaşımı öğrenmek deyimi… Keza öğrenemezseniz zaten mutsuz olursunuz ve psikologlar sizi mutlu etmek için çocukluğunuza iner ve kardeşinizle paylaşamadığınız o lüle saçlı bebeği alı verir elinizden: )

Offf ne uzun cümleler kuruyorum gene. Biri bana noktayı göstersin de… Kaybediyorum sürekli… Buluşumdaki sürecin uzunluğu upuzuuuun devrik cümlelerime sebep oluyor…

Ben bu dünyada en mutlu insanım kardeşe sahip olduğum için demeli insan… onu kıskanmak onunla zaten ona bu dünyada sınav emelli vaat edilen geçiciliğini koruyanı paylaşamamak olmamalı düşüncesi… Ama ne demeli… ilk insan olan Adem’in oğulları kardeş değil miydi?

Şiir yazmayı pek beceremem. Açık olmak gerekirse bir çok şiir kitabı da alırım ama pek okumayı da sevmem… Ama bir anne çocuk diyalekti yapmak istedim satır ve hece ölçüsü olmadan mısra olma çabasında iki kelime yığını ile…


Küçücük bir başım var sıkıldığım zamanlarda ellerimin arasında tuttuğum…

Ve küçücük bir dünyam istemeden de olsa bir çok tanıdık yüzü içinde koruduğum…

Söylememi istedikleriniz ve söylememem için tembihledikleriniz,

Boğazımda düğüm olmaya gebe bir çok sır boğum boğum…

Eğer en büyük mucize ise benim bu dünyaya gelişimdeki sebep doğumum…

En ehemmiyet sahibi sorudur anneme sorduğum?

Anne beni niye doğurdun?

_______________________________

Kocaman bir amaç yoktu belki dünyaya gelişine sebep…

Ama doğduğun gün bil bebeğim sözüm oldu seni en güzel şekilde büyütmek hep…

İşte bu yüzdendir bütün “agucuk” diye seslendirdiğim annen şebek…: )

Çok sevdi seni ve Tanrı dedi ki “kanat olmalı omzunda iki adet”…

Ve sende çocuğunu korumaya etmelisin şahadet

Teninin tenime değdiği ve kokunun burnuma işlediği andır evet…

Seni bir ömür korumaya and içtiğim ve bu andan sonrasını…

Tüm yaşamımı adayacağım kendime vaat ettiğim

Ve belki çok uzak bir gün soracağım soruyu an itibari ile farzettiğim

Ve inan bana bebeğim unutmayı çok istediğim…

Evladım beni niye unuttun?

Kardeşlik öyle mukaddestir ki… Kardeşinizin kıymetini muhakkak biliniz! Ve dünyamıza merhaba diyen tüm çocukların bir gün melek annelerine sormamalarını dilediğimiz sorusudur “niye…”ler tıpkı evlatlarına yine melek annelerin sormamalarını umut ettiğimiz 2. “niye…”ler gibi.

Sıradan ama en ön sıradan olan Kardeşim OnuR(10ur)’a ve 5 yıl önce eniştem tarafından bir ömür boyu mutlu etme vaadi ile alıkoyulan Kardeşim Özlem'e ithaf edilmiştir…


Palyözi'nin Film eşliğinde yazı hikayesi(başlıkları)...

video
Baktım ki herkes Windows Live Movie Maker'da video tasarlıyor.... Ya bir dakika ya ben yapamazmıyım? dedim ve denedim... Şimdiye kadar yazdığım görek köşe yazıları ve internet gazetesi sitelerindeki gerekse sadece blog sitemde yazdığım her bir yazımı fotoğrafımla nişanlayın bi film işledim... İzlemenizi ve yorumlarınızı dinlemeyi çokk isterim...:)

Büyüyünce ne (mutlu) olacaksın?

Son zamanlarda favori iç sesim oldu; duydukça öğrendiklerim; öğrendikçe şahit olmak zorunda kaldıklarım; şahit oldukça da şaşırdıklarım… ve nihayet şaşırdıkça ….hay ben böyle düzenin…. İle başlayan cümleler kurma arzusu ile kendimi yakaladığım anlık yaşanmışlıklarım…

Küçücük bir kız bir elinde temsilen şeker diğerinde lahana bebeği var diyelim… ve soruyor büyük… Büyüyünce ne olacaksın? Diye küçük’e. Gelin hep birlikte düşünelim de… Büyüyünce ne olacağız? Ne zaman büyüyeceğiz ki büyüyeceğiz? (burada 2. Büyüme ülkenin büyümesi, gelişmesi anlamında) ya da büyüyünce ne olmalıyız?/olmalıydık? Sorularına cevap bulalım.

“En popüler meslekler ne olabilir?” girizgahı olsun ilk suallerimizin…

Doktor, Mühendis, Avukat meslekleri her dönem popülaritesi olan meslekler iken bazı dönemlerde “moda” haline gelen meslekler de vardır. Farz-ı mahal bir dönemde …” bu devirde (hangi devire tekabül ediyorsa işte)ya topçu, ya popçu olacaksın” söylemleri dolaşıyordu sözüm ona lise sıralarında, kadınların gün toplantılarında… Aynı zamanda insanların meslek tercihlerinde en önemli faktörlerinden biridir bilindiği üzere anne ve baba yani ebeveyn tutumları… Benim oğlum doktor olacak ben olamadım ama o olacak… Buradan bu tutumda olan ebeveynlere duyrulur; Pek sevgili ebeveyn senin olmak isteyip de olamadığın bir şeyi birine oldurmak istiyorsan….Ammann nasıl bir cümle olduysa bu! Ne ise sizin anladığınızı umuyorum: ) koşul sonrası cümleme devam ediyorum. …İstiyorsan öğretmen ol…bir sürü doktor, avukat, mühendis ne olmak istiyorsan işte seç beğen oldur: )

Bazen de meslek seçiminde etkin rol oynayan diğer bir etken de dönem dizileri olabiliyor… Polisiye dizi moda ise polis olmak isteyen gençlikte artış, Şehrazat mimar ödüllü ise bi de mesela Mimarlık gündem yapabilir, gazeteci bir dizide çocuk kurtarır hayatı değişir kahraman duyguları depreşir mesela, he bir de kahraman köy öğretmenlerini unutmamak gerekir. Tabi daha önceki yazımda belirttiğim üzere tekerrüre gerek görmüyorum bu sefer… Kurtlar vadisi etkisi ile mafya babası olmak isteyen bir gençlik tespiti değil bizimkisi…: ) Eğer öyle bir tespite ulaştıysanız sonuçta hatırlatma Ey Türk Gençliği…Çıkar at; at gözlüklerini….: )

………Gelelim küçük kız çocuğumuza canı sıkıldı onun şimdi yalnızlıktan… Ama bizim küçük, büyük’ün sorusu karşısında düşünmüş ve dökülmüş… Tek tek cümleleri tatlı bir çift dudağının arasından elbet önce arkadaşlarını dinlemiş. Kimisi ya düşünmemiş daha büyümeye niyeti yok ya da anne olmak isteyenleri varmış anlam verememiş bir türlü….ve demiş ki ben…

…Doktor olucam iyileştircem tüm hastaları ve iğneyle korkutmucam hiç bi arkadaşımı…ama demiş sonra… Hep hasta hep hasta…beyaz önlüğü pek yakıştırmamış zatına:P

…..Avukat olucam ben demiş sonra savunucam sadece haklıyı… ve evet ben tutturucam adaletin terazi dengesini…ama demiş sonra… Hep suçlu, hep suçlu…yeşil ve kırmızı çizgili siyah cüppeyi yakıştırmamış zatına:P

……Öğretmen olucam ben demiş… En başta kendi öğretmenini örnek alarak… Öğreten olucam her bildiğimi ama sadece benim bildiğimi bilmesini istemicem öğrenenimin… Düşünmeye, içinde bulunduğu düzeni bile eleştirmeye eğilimli olabilmeli benim öğretmeye heveslendiklerim…ama demiş sonra… hep sübyan hep sübyan…da bilmeyene öğretmek kolay da ya mevcudu değiştirmeyi başarabilmek asıl mukaddeslik orada. Klişe hanım öğretmenlik sıfatını bu sefer de yakıştıramamış zatına:P

….Mühendis olucam ben demiş… Ve sonra her mühendis gibi bir sıfatla şirket kurucam belki belki de … devam edemedi şimdi… ama dedi sonra… hep matematik, hep matematik… Mühendis şapkasını da yakıştırmadı zatına:P

….Başkan olucam ben ya da vali, kaymakam belki…Mülki bir amir olmalı dedi… bana öğretmenim öğretti eleştirebilmeliyim içinde bulunduğum düzen ikilemini… ya da düzensizlik mi demeli… ve evet ama dedi sonra… Hangi birine yardım edebilirim ve nereye kadar yetebilirim? Hep siyaset hep siyaset…. Takım elbiseyi de yakıştırmamıştı zatına:P

Çok mu zor.. Bir yaşa gelince tuttuğun takımdan, hayran olduğun sanatçıdan, beğendiğin actörden ve hatta renkten, yemekten önce meslek belirleme yönelimlerini kanıksayabilmek.

…..ben şimdi burada durmuş da sanki bakıyorum o kimliğini sorgulayan çocuğa ve diyorum dinle tatlı küçük kız çocuğu… İçindeki kahramana ses verişlerin.. ve düzene, sisteme isyan edişlerin… yersiz değil elbet ama… Ne olursan ol; mutlu olmayı başarabilmen gerek bu hayatta. Doktor olduğunda zengini iyileştirmen gerektiği söylendiğinde de, Avukat olduğunda haksızı savunman için para verildiğinde de, öğretmen olduğunda müfredatı taşmaman gerektiği tembihlendiğinde de, mühendis olup birçok insanın yaşayabileceği bi mekanı kaçaktan inşa etmen için çalıştırıldığında da…mutlu olmayı başarabilmelisin… Belkide arkadaşın haklı sen ya büyüme hiç ya da anne olmayı iste… Büyüyünce ülkesi sevmeyen bir birey olmaktansa çocuğunu çok seven bir anne: )

Mutlu ol tatlı küçük kız çocuğu sadece… İsyan etme içinde bulunduğun düzene demiyorum ama… Sen yinede ….hay ben bu düzenin..ile başlayan cümleler kurmaya yeltenme!

Gel gelelim sorunun cevabına… büyüyünce ne olacakmışsın? Herşeyden önce mutlu olacakmışsın mı… Sen kafanı yorma kız çocuğu sen bir büyümeyi başar hele… büyüyünce ne mutlu olacaksın gör: ) Ve bu hayatta öğrendiğin en ehemmiyetli şey olsun… Mutlu olmayı başarabilmek…

NOT: Son bir not olmazsa olmazı olmalıydı bu yazının…Ben ve bitter’ime Yasmin ablamızdan hediye… Nihayet bitirdiğim bir kitabın son bölümünden bir dua: “Tanrım; değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver” Amin…Tüm küçük kız çocukları adına…

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu