B A Ğ I R M A!


Bir küçük beden titremeye nöbetli…. O kadar gözyaşı döktü ki. Ateşi yükseldi.
Söyleyecek bir ton cümlesi var şimdi… Her cümle kelimelerini boğazında düğüm etti.
Bana bağırma dedi....Bana bağırma; vur,kır, dök ve istersen bir silah olsun elindeki ve cinnet olsun beynindeki ve çek tetiği….Ama bağırma!

Suçu belki biraz vaktini kaçırmaktı oyunun belki söylenene uymamak bir süreli,
Soğuktan üşüyen, korunmasız, korumasız itler gibi titrek ruhu şimdi,
En büyük hayali olmuş anlık bulabileceği sinebilecek bir sessizlik köşesi,
Belki bir bankamatik dibi, belki bir bank belediyenin yerleştirdiği,
Sevgi dolu ışıl ışıldı gözleri ; oysa şimdi gözlerindeki ışığın yansıma sı mı idi?
Islak birkaç damla dudağına doğru inip tuzlu bir tat bırakmaya hevesli…
Bana bağırma dedi....Bana bağırma; vur,kır, dök ve istersen bir silah olsun elindeki ve cinnet olsun beynindeki ve çek tetiği….Ama bağırma!

İletişim kuramadığından yakınır ya her Türk genci!
Onun da buydu belki derdi; bağırmak insana yakışan bir şey değil ki!
Hayat zorlamayla istemeden psikolojisini çökertti bir kıvılcım zerresinin…
Artık her materyalin uzayda yarattığı yansıma hâline; yani sese…tepkiliydi…
Birini severse bizim küçük kız çocuğu –ki herkesi sevecek yüce gönüllülüğe haizdi-
Bağırmasını bir gün hiç istemezdi…. Çünkü o iyi bilirdi, bu onu çok üzerdi….
Bana bağırma dedi....Bana bağırma; vur,kır, dök ve istersen bir silah olsun elindeki ve cinnet olsun beynindeki ve çek tetiği….Ama bağırma!

Konuşmak insanlığın anlaşma eylemi idi.
Ya bağırmak…işte bunu henüz kimse bilemedi.
Bir süre de bilinemeyecek gibi göründüğü kesindi.
Kız büyüdü, yaş(ayam)ıyor belki ve yaşlanıyor sanki…

Ve bağırıyor hâlâ birileri, siniyor hâlâ boy boy seferleri yaşamının…
Geriye kalanıyla kim yetinebilir yarım kalmış bir insan; haberi var mıdır bundan yaradanın?
Kız birkaç tekerrürle ……..
Bana bağırma dedi....Bana bağırma; vur,kır, dök ve istersen bir silah olsun elindeki ve cinnet olsun beynindeki ve çek tetiği….Ama bağırma!
…diye
Boş… Onlar susmayacak daha…. Hep yapıcaklar bunu!
Küçüktü annesi, babası yaptı hatayı… Sözüm ona yapma sebebi de küçük bir kızın hatasıydı…
Büyüdü… Bağırdı yine ebeveynleri, kardeşleri….ve bir gün…
Korkusu oldu hep işteki patronlarından duyma tereddüdü olası hataları ve belki bir gün…
Kocası olucaktı tereddüdün en büyük çıkış noktası. O yine aynı şeyleri mırıldandı…
Bana bağırma dedi....Bana bağırma; vur,kır, dök ve istersen bir silah olsun elindeki ve cinnet olsun beynindeki ve çek tetiği….Ama bağırma!
Çünkü….
Çünkü bir kristal kadar hassas ruhum…. Bağırma da incinmesin…. İncinipte, incilerim dökülmesin!

26 di (yorum):

  • bitter | 11 Aralık 2009 06:42

    oyyyy öyle bir foto koymuşsun ki böyle bir yazıya hani sanki hem ağlıyor hem bu cümleleri sarfediyor gibi.. içim gitti..
    çok içten olmuş tatlım benim.

  • Zeugma | 11 Aralık 2009 15:46

    Küçük kızlar asla büyümezler ve ruhları hep böyle hassastır.
    Kendilerine yükseltilen her ses onları her seferinde aynı şiddetle sarsar, yüreklerini yaralar.
    Çok etkileyici yazmışsın.Boğazımda bir şeyler düğümlendi.

    O hassas yüreğinden melekler öpsün seni.Yazan ellerine sağlık...

    Sevgilerimle...

  • haykırış | 11 Aralık 2009 22:45

    Sevgili kardeşim,
    Çaresiz ve kendine güveni olmayan insanların işidir bağırmak.
    Konuşmakla sulh var iken neden bağırmakla kalp kırma ki..
    Canlıya karşı yüreğinde ufacık sevgi zerresi olmayan insanların bir tür vahşi kabadayılığıdır.
    Rabbim bu tür insanlardan insanlığı korusun.
    Sevgi ve saygılar

  • Onuncu Köyün Adamı | 12 Aralık 2009 10:51

    Güzel yazıydı da ben şu söze takıldım.."Hayat zorlamayla istemeden psikolojisini çökertti"
    tamda başıma geleni ifade ediyor hemde ne güzel ediyorr..

  • Palyözi | 13 Aralık 2009 07:18

    Bitterim=> Evet canım benim dolan göz yaşlarım bir kağıdı ıslatmadı belki ama...klavye sulandı:)

    Zeugmacım=>Teşekkür ederim ...aynı melekler güzel yüzüne de her daim tebessüm kondursun...sevgiler...

    Haykırış=>Kötü insan yoktur; insanı kötü yapan bir takım olaylar vardır....derim hep! bU MANtıkla da bağıran insanın da muhakkak kendini haklı kılacak bir sebebi vardır....Biz bunu anlatmaya çalışıyoruz sadece. Anlayabilse ne mutlu ona!
    Sevgiler!..

    Onuncu Köyün Adamı=> Umarım o çöküşün sende büyük yaraları olmamıştır....Çünkü öyleyse eğer hassastır ruhun, ve incinir...İncindikçe de incilerin dükülüverir.........(bilmem kaçıncı köyün adamı olsan da:))...
    Merhemi tez zamanda bulman dileğiyle....
    Sevgiler...

  • suskunbiradam | 13 Aralık 2009 11:55

    Anlatımdaki güzellik çok net bir yetenek.

    Ben bu anlatıma hayranım. şiirsel ifadeler...

    Sevgiler...

  • Palyözi | 13 Aralık 2009 22:58

    teşekkürler....Güzeli önce güzel sonrada keşif olarak değerlendirdiğin için;)

  • sihirliyazilar | 15 Aralık 2009 03:02

    Ben de o küçük kız çocuğu kadar hassastım çocukluğumda ve maalesef huzurlu, mutlu bir aile ortamı içinde büyümek gibi bir şansım olmadı. Gergin ortamda, bana da çok bağrılmıştır mutlaka. Onun için, bu tür şeyler küçük çocukların ruhunda nasıul derin izler bırakır, gayet iyi bilirim...
    Canım, "neden hep bu vali? birşey mi kaçırdım" demişsin ya. Kısaca nasıl anlatsam. Burayı fazla işgal etmeden... Ben blogcudan geldim, ordaki arkadaşlar bilirler de blogger'dakiler bilmiyor henüz. Yaptıüım şey, geçmişte yayımlanmış olan yazı dizilerimi bloğa kaydetmek. Çeşitli konularda yazmışım. Şimdi de "dünya mutfakları"na geçiyorum mesela. Bir bakıyorsan, "genetik", "nasreddin hoca", "izmir" vs. Yani değişik konular. Bu konuları ben seçmedim, gazetem seçmişti. Önem verdikleri kişi ve konuları veriyorlardı bize, biz de araştırıp yazıyorduk vs...
    Kaymakam olabilirim demişsin. Olsana. Ne güzel olur. İnşallah gerçekleşir, çok sevinirim senin adına. Sevgiler.

  • Palyözi | 15 Aralık 2009 04:59

    Şimdi anladım sihirli yazılar sahibesi....;)O zaman çok şey öğreneceğiz senin yazılarından;) sitede de yazıyor internetten görüşebilme şansımız olursa bol bol konuşmak isterim seninle!Baksana çocukluktan kalma masa altlarına saklanmış ortak sırlarımız var;) bugün blog dünyasında gün ışığına çıkan....


    Ve evet söylediğin şeye katılarak kürdum bende bunca cümleyi...teşekkür ederim...
    (oznur6141@hotmail.com) msn adresim....Gün içerisinde girebilirsen daha çokkkk konuşmak isterim;)

    Sevgiler!..

  • syrakusa | 17 Aralık 2009 00:46

    Bunu 3,5 yıl önce okusaydım sadece okuyup sağ üst çapraza tıklamış olacaktım . Şimdi ise okuduklarım yeni manalar barındırıyor bende. teşekkürler yazı için.

  • Palyözi | 17 Aralık 2009 05:17

    3.5 yılın öncesi veya sonrası işte o aradaki belirgin keskin çizgiden bahsetmek ister misin peki? Ya da anlamak için senin bloğa doğru yol alıp yazılarını mı okumak lazım?

    Bilemedim o çapraz şeye dokunsan mı dokunmasan mı iyiydi?

    Sevgiler...Hoşgeldin...

  • syrakusa | 17 Aralık 2009 05:58

    Hoşbulduk PalyÖzi.

    3,5 yıl öncesi ve sonrasını bloğumda parantez öyküler de anlatmaya çalışıyorum . Ama burada da kısaca oğlum Eren'in doğumuyla başlayan bir milat da diyebilirim . Bloğunu izlemeye devam edeceğim . Emeğine sağlık sevgiler..

  • Ozge Sipahioğlu | 18 Aralık 2009 14:04

    yasadım resmen o bebişi kıyamam aglamasın:)

  • jadore | 18 Aralık 2009 23:31

    İfade özrünün yüksek tonda kamufle edilmeye çalışılmış hali..."Bağırmak"..

    Yazdığın her bir satır ve alttaki o küçücük masum yüzün fotoğrafı, adeta bir sahne canlandırdı karşımda...İnsanın içini sızlatan türden bir sahne.

    Harika bir anlatım tarzın var sevgili Palyözi..

    Sevgilerimle..

  • Dolunay | 19 Aralık 2009 08:12

    bayıldım yazına ...

  • Palyözi | 21 Aralık 2009 00:15

    Özge Sipahioğlu=>Türkiyede böyle bir çok bebek ağlıyor malesef...Ve sonrasında biz onlardan sağlıklı bir gelecek bekliyoruz yine malesef....Bende sana kıyamam....Kimse de kıymasın zaten...

    Jadore=>Teşekkür ederim söylediğin tüm sözler için.Beğendiğine inan bana çok sevindim....
    Sevgiler benden sen Jadore'ye;)


    Dolunay=>teşekkür ederim....bende yorumuna bayıldım;)
    Sevgiler....

  • Ecehan | 21 Aralık 2009 00:22

    Eski bir köşe yazarı olarak bir sürü şey yazabilirdim. Lakin ben ağlarken yazamam.
    Lütfen bağırma diyen küçük kız gibi lütfen ağlatma desem, duyar mısın sesimi satırlarımda?:-)

  • Palyözi | 21 Aralık 2009 04:11

    Duyarım elbet...Teşekkür ederim...bu yazdıklarınız için; çok içten sözcükler bunlar!
    Ve evet söz ağlatmam bir daha:)
    Sevgiler;)

  • Ecehan | 22 Aralık 2009 09:42

    Ve ayrıca; o kadar içten yazıyorsun ki yazılarını birgün ünlü bir yazar olamayacak olmandan korktum.

  • Palyözi | 23 Aralık 2009 00:55

    Korkunu anlıyorum! Bir gün ünlü bir yazar olamam belki ama...ünlü bi yalancı olmaktansa ünsüz bir patavatsız olmayı tercih ederim!
    Hele senin gibi de ne demek istediğimi anlayan insanları tanıdıkça ne mutlu bana!
    Sevgiler...

  • mutluysamnehos | 25 Aralık 2009 13:31

    harika bi yazı olmuş, ellerine, aklına sağlık... Bu arada duanı da çok beğendim, hepimiz için amin...

  • sufi | 26 Aralık 2009 05:48

    Bağırma; kulaklarım uğulduyor, bağırma; eline istersen bir silah al çek tetiği vur beni, ama susturucu tak yine de silahının ucuna.Yüksek ses ürkütüyor beni.

    Bana bağırılmasından ne kadar nefret ettiğimi hatırladım yazını okuyunca, içimdeki çocuk ağlıyor biri bana böyle yapınca.Sevgilerimle.

  • Palyözi | 29 Aralık 2009 09:09

    Sevgili Mutluysam ne hoş=> teşk. ediyorum beğendiğinize sevindim...dua içinde evet amin diyelim hep birlikte...

    Sevgili Sufi=>içindeki çocuğun her daim şen kahkaları ile günyüzüne çıkmayı tercih etmesidir temennim...bağıranlar hep detone opera sanatçısı sanki...bağırılanlar ise.....sen ben gibi işte...büyümeMEye yeminli sevgi pötürceği(?)...
    Sevgiler...

  • sihirliyazilar | 9 Ocak 2010 11:49

    Bloğumda senin için bir ödülüm var arkadaşım. Kabul olursa ne ala:) Sevgilerimle...

  • SirEvo | 9 Ocak 2010 13:59

    Fotoğraf hoşmuş..
    Yazı için teşekkürler.

  • deep | 11 Ocak 2010 12:05

    Çünkü bir kristal kadar hassas ruhum….
    Hasas ruhun,güzel gönlün hiç incinmesin...
    Sevgiler..

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu