Neden "PÜF" Noktası?

05.02.2010 tarihli köşe yazım;)


Üzerimde bir sürü evrak, bir kulağım telefon avizesinde ve gözüm muhakkak kapıda… El sallayan ben bakıveriyorum sizlere bu çizdiğim manzara eşiğinden. Ve şimdi gözüm takvimi olan saatimde oooo bir hayli zaman olmuş… Türkçemde kullandığım terimleri anlatmadan… Bir nevi köşemizden bunları biliyor muydunuz? Diye paylaştığımız köşe içi köşeciğimizden… Neden pişmaniye’yi paylaştık… Sirkeyi satmayı balı damlat’mayı da…

Şimdi sıra Neden Püf Noktası?’nda;)

Önce kafa yoralım hep birlikte… İnsanlar neden işin püf noktasını bildiğinde uzmanlaşır? Nedir bu püf noktasının ehemmiyeti? Şaka şaka tabiî ki soru bu değil; asıl soru şu ki: Neden her işin en ehemmiyetli noktası, hususu, “PÜF” noktasıdır? Nedir bu püf’ün sihri?

Evet püf’ün sihri tabiî ki bir hikaye ile anlatılıyor şimdi.

“ Çömlek sanatını bilirsiniz… Hani şu “Sirkeyi satma, balı damlat!”zamanında olduğu üzere esnaflığın tatlı mı tatlı yaşandığı bir dönem hayâl edin… Artık kriz zamanı öyle sen istediğin zaman biz hayâl kuramıyoruz, hayâl dünyamızda da tasarruftayız diyorsanız. Devir ekonomi devri de diyip espri yapmaya devam ediyorsanız: ) O hikayeyi okuduğunuz zamandakini gündeme getirin…Yeni baştan kurmayın hayal mayal. Mayal da ne ise söylerken oluyor da yazarken komik oldu: ) tamam Konsantre topluyoruz ve hikayeye devam…

Çömlekçi baş kahramanımız … Fazla söze gerek yok artık; kurduğunuz eski bir zaman diliminde bir çömlekçi varmış ve bu çömlek ustasının birde çırağı varmış. Kaç yıl geçmiş aradan ama Usta hala çömlek ustası ve çırak hala çömlek çırağı imiş ki… Çırak artık ustasının yanından ayrılıp kendi tezgahını kurmak, dükkanını açmak istemiş. Ve bunun üzerine bütün biriktirdiği çıraklık parasını sermaye yapmış ve ustasına yakın bir yerde dükkânını açmış. Ama ustasına ayıp olur diye de ona dükkân açacağını söylemeden yanından ayrılmış... Bizim çırak dükkânı açmış sermayesini yapmış ama gel gelelim ki… Bir aksiliktir çömlek yapamıyormuş. Çömlekler fırından çıkar çıkmaz çatlıyorlarmış. Yeniden yapıyor tekrar fırına veriyor ve yine çatlıyorlarmış… Çırak bütün sermayesini tükettikten sonra böyle büyük bir zarar ile çaresizlik içinde ustasının yanına gitmiş. Ve demiş ki:

“-Usta hakkını helal et ne olur! Yıllardır yanında çalıştım ama kendi dükkânımda ne olduysa bir türlü çömlek yapamadım.” Demiş.

Ustası çırağını “gel bakalım benimle evladım” diyerek çömlek fırınlarının yanına getirmiş ve şöyle demiş:

“-Senelerdir benim yanımda çalışırsın ama evlat sen bilmezsin. Ben fırındaki çömleklerin her birinin içine fırına girdikten bir süre sonra eğilir ve tek tek üflerim. Püf püf diye… ve tekrar fırına veririm. Çünkü çömleğin içindeki hava tam pişmesi gereken süre için yeterli değildir. Benim Püf’leyerek verdiğim ikinci hava çömleğin piştikten sonra çatlamaması için gereklidir… Yani evlat sen işi öğrendin ama İŞİN PÜF NOKTASINI öğrenemedin” demiş….

İşte bu yüzdendir ki: Bizler her işin en önemli noktasına(olmazsa olmazına) PÜF NOKTASI dermişiz!

Şimdi de sizlere benden birkaç püf nokta:

“pilavınızın beyaz olmasını istiyorsanız içine bir iki damla limon damlatın: )”

“domates kabuklarını kolay soymak istiyorsanız biraz sıcak suda bekletin kendiliğinden soyuluverir:)”

….v.s.

Ve en PÜFF nokta benden kanaatimce nacizane sizlere: “bir insanı mutlu etmek istiyorsanız ve bu bağlamda mutlu olmak….SAMİMİ olun……..”herkese ve herbirşeye…ve kesinlikle en çok KENDİNİZE...

5 di (yorum):

  • sufi | 7 Şubat 2010 12:55

    Bir hikayeyi anlatmanın bile bir püf noktası varken çömlek yapmanın nasıl olmasın değil mi?Güzel başlayıp güzel noktalamışsın eline sağlık. Bir ara ben de anlatmıştım ama bence senin anlatımın daha güzel olmuş.sevgilerimle.

  • Deliler Teknesi | 8 Şubat 2010 01:20

    Bunu da öğrenmiş olduk sayenizde... Teşekkürler.

  • Palyözi | 8 Şubat 2010 22:41

    Sufi=> Evet hakikaten her şeyin bir püf noktası var sanırım...:) ama kimilerine göre püf;)
    Bu arada estağfurullah eminim sizde çokkk güzel anlatmışsınızdır....Sevgilerimle...

    Deliler Teknesi=>Estağfurullah tekrar hep birlikte öğreniyoruz:) ben teşekkür ederim...;)
    Sevgiler...

  • nalan | 10 Şubat 2010 03:46

    seni seviyorum özi

  • Palyözi | 10 Şubat 2010 05:01

    bende seni öğretmenim....hemde çokkkkkkkkkkk:))))seviyorum;)

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu