y A p R a k

Kahverengi, kırışmış, daha yeni düşmüş dalından ama yorgun işte… Nazlı bir süzülüşü var nereye gittiğini bilmeyen Munzur bir yüzü birde… Hayat ne istiyor benden ya da rüzgar… Duracak bir durak alacak bir nefes borçlarım birikmiş durumda. İncecik fazlasıyla hassas bir yaprağım ben! Dalından yeni düşmüş dedim ya… Bağrım koksa da köküne yer bellemiş yeryüzünde ağacımın esansı: dal ile vedalaşmama komşu ağacın düşemeyen yapraklarının şahitliği var!

Haaa kondum işte yanımda da benim gibi olmayan çok güzel bir yaprak var diyecektim ki o da ne? Ona eş vermiş bana bu konuda cimrilik yapan rüzgâr… Bir şarkı vardı: Biri rüzgârdan istiyordu esmeyi anlatmasını, esip geçmeyi… Ben esiyorum işte o senin heybetine hayran olduğun rüzgârın, doğasına kurban olduğum melodisi eşliğinde. Dansım uzun… Durağım uzak… Komşum hiç olmamış sanki. İkinci buluşmamız toprağa gömülü çoktan…




Islandım yıkadılar beni… Belleğimi de yıkasalar ya… Yıprandım yüzeyime vuran yağmur damlacıkları çoktan yırttı bir köşemi… Daha çirkinim şimdi. Bir komşuya hasretim… Ve belli vuslatım olmayacak hiç benim! Belleğimi yıkamayan yağmur bir kıyı parçamı çoktan aldı götürdü benden. Rüzgârın bana olan borç durakları hanesine birde yağmurun benden aldığı eksik parçam işlendi. Hayatın bana sunmuş olduğu yevmiye kaydım çoktan mizanını tutturamadan yeminsiz müşavir doğama inat isyan bayrağını çekti; gök gürültüsüyle… Titredi vücudum yaprak gibi… Korktum… Yaprağım çünkü…
Hoppp uçuyorum artık gözlerim kapalı… Hayat ya da rüzgar beni nereye sürüklerse… Munzur yüzüm artık manasız tebessümümle süslü. Ne çarptığım duvarlar beni şaşırtıyor artık ve betimlememe izin veriyor sabrım, ne de ıslatan ve parçamın hırsızı yağmurlar ne de alın yazısı denen damar aşısı rüzgarım… Vazgeçmişim sanki çoktan. Kıskanmıyorum artık komşusu olan bir eşimi. Eş sadece bana benzeyene söylenmeli.

Ben bir yaprağım… Yukarıda tasvir ettiğim gibi… Senin gibi… Onun gibi… Bana kopsamda dalımdan şimdilik fotosentez için güneş gerekli… Hayvan yiyeceği bi yaprak olmamak için… G ü n e ş …

9 di (yorum):

  • bitter | 26 Şubat 2010 06:34

    Hayat; ağacımız. biz dallarına var gücümüzle tututan birer yaprağız..
    Taptazeyiz daha hayatımızın baharında, yemyeşil, cıvıl cıvıl..
    hırçın rüzgarlara,sağnak yağmurlara nelere dayanmıyoruz ki şu hayatta..
    Bir gün elbet tükenecek gücümüz bırakacağız kendimizi güzden gelen rüzgarlara artık tamam diyeceğiz, rengim tükendi,gücüm de öyle..
    Ama asla yanlız kalmayacağız işte,
    toprağa düşen diğerlerinin yanında toprak olacağız elbet, bir yerlerde tekrar biraraya gelebilmek umuduyla...
    Güzel benzetme olmuş PALYÖZİM kalemine sağlık:)

  • Deliler Teknesi | 26 Şubat 2010 06:48

    Çok güzel anlatmışsın savruk yaşantımızı... Yüreğine sağlık...

  • Palyözi | 1 Mart 2010 04:54

    Bitterim=> canım benim teşekkür ederim...

    Deliler Teknesi=>bEN ANLATMADIM yaşadım sadece...yaşadıkça yaprak anlattı:)

    Sevgiler her ikinizede;)

  • Kara Kalem | 4 Mart 2010 03:01

    Bana sürekli kelimelerinle boğuşuyorsun derler. Onları hiç şımartmıyorsun. Vurgularında daima gerçeğin o şamar edasını kullanırken, durup düşünmeler var senin yazılarında diye onca yılgınlık ve kimsesizlik tasvirlerim var hayatımda. Kınanıyor, kınıyorum kendi yaşamım üzerinden tüm yaşanılanları.

    İşte bu yüzden birini şımartmam gerekirse, o biri ilk sen olurdun demek istiyorum şimdi. Senin kelimelerin benim gibi yere mıhlanmıyor, adeta bir rüzgar yaratmışsın imbata benzer ve o rüzgar da sürekli yaşam senin gözlerinden kelimelerinle bize yansıyor. Diğer sayfalara çok sık yorum yazmıyorum biliyorsun. Çünkü her insan okuduklarından mutlaka bir şekilde etkileniyor. İşte o zaman kendi kaleminin pusulasının da şaşma ihtimalini düşünerek, kendine yakın kelimeleri olan sayfalarda seyir halinde olmayı daha çok arzuluyor.

    Bir hayatın ve belkide bir çok hayatın solgun tasviri üzerinden bir anlatım yakalamak, ancak bu kadar yalın ve duru olabilirdi canım kardeşim.

    Gözlerinden öpüyorum.

    Ahmet Abin

  • Gülden | 4 Mart 2010 10:25

    uzun zamandır giripte hayran kaldığım ender bi site.tebrik ederm

  • Palyözi | 4 Mart 2010 22:28

    Kara Kalem Ahmet abim=> teşekkür ederim yazdığın tüm güzel şeyler için. İşte bu yüzden senin bir yorumun bile tek başına ber eser...Kıskandığım kelimerini şımartmayıpta beni şımarttığın için sağol...Ama söz şımarmam bende...Mutlu olurum kocaman gülen yüzümle....İyiki varsın;)

    GÜldencim=> Teşekkür ederim canım...Çok mutlu oldum Hoşgeldin. Bende şimdi senin sitene yol alıyorum...;)

  • Palyözi | 4 Mart 2010 22:31

    aaa GÜldencim ben zaten dün senin sitendeydim...Kalemimden kitap damlaları...;) uzun zamandır izliyormuşum seni de bende senin siteni çok sevdim eee artık online komşuculuk oynarız...;) Sevgiler...

  • Ecmel-i Eşfa | 5 Mart 2010 01:50

    Dalından yeni düşmüş yorgun yaprağın hikayesi ile başladım güne..Sonra dışarda tebdil-i kıyafet ile hakkında söylenenleri öğrenmek için dolaşan rüzgar geldi aklıma.Gülümsedim :)).
    Ama yağmurlu bir günde ,yağmurlu cümlelerle susmak istiyorum.
    Günlerdir bardaktan boşanırcasına yağmasada yağmur, yağmur suları şehri göle çevirmeye yetti.Sokakların kiri aktı,kalbimizin kiri duruyor.Yağmur suyu yumuşatırmış değdiği yeri RAHMET!
    Gönlümüze nasıl değdiricez yağmur sularını..?
    Yağmur, korkuyu çaresizliği süpürüyor evimizden RAHMET!Toprak kokusu penceremize kadar geliyor ama almıyoruz içeriye!!.. GÜNEŞsiz kalmamak dileği ile...Bugün bu odanın dışında bir yerlerde olmamı sağladın teşekkürler..yüreğine sağlık.

  • Palyözi | 5 Mart 2010 07:41

    Asıl senin yüreğine sağlık canım benim...Ne güzel yazmışsınöyle yorum yapmamış...Yorum katmışsın....
    ne mutlu bana sana hissettirdiklerimden ötürü...
    Ve ne mutlu bize sana bu yazdırdıklarından ötürü...
    not:yağmura pek takılma nolur... O benim parçamı aldı benden...yarım bıraktı beni:(

    Seevgiler...:)

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu