8 Mart’a Özel 8 Kadın Misyonu!


8 Mart dünya kadın günlerine özel ülkemizdeki 8 kadın misyonunu onları benzettiğim somut ya da soyut şeylerle anlatmak istedim sizlere… Elbette kadınlar 8 prototip ile ifade edilebilecek kadar basite indirgenmiş değil. Onlar tarifi mümkün olmayan çok güzel yaratıklar;) Bugünkü yazımızda kadınlar mumsuzlar, iskeleler, sabunlar, jiletler, amazonlar, kumaşlar, yarasalar, kum torbasılar…


1.kadın: Mumsuz kadın; çocuklarına ve hasta eşine bakmak zorunda olan kadın.
Işık sabah birilerine doğan güneşti… Gün kendine ışığı eş seçti. Güneşi görmekti bir yeni gün umudu yaratabilmek için gereken.
Sorumluluk ise hayatın belkide genç, güzel bir kadına attığı en büyük kazıktı! Masmavi gözleri kadının gür kaşlarının çirkinliğini çoktan örtüveriyordu işte. Bakımsız kadın güzeldi işte. Maviliği solsada çoktan gözlerinin hayat daha başka bir mağrurluk öğretmişti bir çift göze… Sabah o gözler 4 çocuğunu okula gönderiyor ve hasta yatalak eşinin bakımını sağlıyor ve hikayelerini bilmediği ve hep en çok sıcaklığına olmak üzere özendiği dört duvarlı evleri temizliyordu. Sildiği mermerler, döşemeler, ovulan lavabolar hep hayatın kendisine gösterdiği talihsiz kaderin intikam gereciydi sanki… Her yer aşınıyordu… ama neticesinde pırıl pırıl oluyordu işte. Kadın her akşam eve döndüğünde aynı gözlerle yine hasta eşinin bakımını görüyor ve çocuklarına yemek hazırlıyordu. Fark etti damından su sızan, pencere arasından rüzgar esen küçük gecekondusunun 3 ay ödenmeyen fatura yüzünden karanlık gecelerinin tek ışığı ne bir kandildi ne de bir mum! Kadının masmavi parlayan umut gözleriydi o evin güneşi… Evin mumu, ışığı o gözlerdi… O gözler ise mumunu çoktan yitirmişti…


2.kadın: İskele kadın: kültürlü, eğitimli, zeki, başarılı ama yalnız kadın.
Her sabah, her öğle, her akşam… Her ve hep… En çok kullanılan kelimeleriydi bir kadının sanki. Okulunun en iyisiydi. En başarılı öğrencisi. Hep ailesinin gurur kaynağı olmuştu. İşinde de en başarılısıydı. Belki bu başarı onun iyi bir dost sahibi olamamasının sebebiydi ama…Başarılıydı işte. Her sabah kalkar. Diyetisyeninin tarifine uyan kah mısır gevrekli kah kibrit kutulu kahvaltısını yaptı. Akabinde de makyajını yaptı, giyindi, ayakkabı, çanta,takı derken kendini kapıda buldu. Arabasına bindi ve işe gitti. Akşam aynı eve geldi… sabahki telaşın tersiydi sanki. Her sabah, Her akşam, Hep sabah, Hep akşam… Hayat bazen dalgalı bazen duruk bir denizdi onun için işte. Binbir çöpüyle, deniz yıldızı hep bir hayaldi, etraf deniz kestaneleriyle dolu ve deniz anaları… Hepsi can yakıcı. Kestaneler edinemediği dostluk misali rakip hemcinslerini temsil ediyordu. Denizanaları da… O bu tabloda iskeleydi işte… Herkesin uğrak yeri… Bir çok hikayenin itiraf yeri.. Herşeyi bilen bilge iskele… bilge kadın… hem kalabalık, hem yalnız… Aslında çok yalnız… Koca karışık bir denizde tek başına bir iskele…

3.kadın: Kum torbası kadın; şiddete maruz kalan cahil kadın.
Şartlar, kader kendini geçici de olsa susturmak için söylenen seçilmiş kelimelerdi bunlar! “ne yapalım bacım kaderimiz böyleymiş” Gözlerindeki morluklar, vücudundaki kırıklar, sızlayan yaralar, kabuklar… Gururu incinmiş, yorgun, hasta bir kadın… Ve o yumrukların, kırıkların, yaraların doğurduğu çocuklar… Ona sebep o zamanların gerekçesi seçilmiş cümle “kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin” “herifin vurduğu yerde gül biter” . Bunlar keşke sadece bir tiyatro metininden kalma tiratlar olsa idi… Bir adamın himayesi, bir adamın gücü, bir canavarın şiddeti ile eş değil mi nihayetinde. Kum torbası kadın… Ne kıvrak beli şiirlere esin perisi… ne sütun bacakları, ne dik göğüsleri… Onlar yumruklarla, kırıklarla belki daha da canice sigara sönükleri, bilmem ne izleri ile süslü. Ve o yaraların çocukları… Kum torbası kadınların çocukları… Biz sanatçıların kadın vücutlarını gitar gölgeleriyle kombinlediğini anımsıyoruz oysa… Oysa Türkiye’de bir çok kadın kum torbası muamelesi görmekte… Dümdüz bir kum torbası…

4.kadın: Yarasa kadın;hayat kadını…
Senaryo üretmek çok zor değil. Cinsel istismardan doğan bir meslek erbabı yapıyor kadını kum torbası kadının seçilmiş kelimelerinden biri olan kader. Belki çocukluğunda üvey baba, üvey ağabey alıyor bu kaderi tepsiye sunan kötü adam rolünü. Belki bilinmeyen bi yabancı adam… Belkide erken yaşta evlilik, yanlış evlilik v.s. Kimse sevmez o kadını. Belki şu anda beni okuyan bir çok okur da meslek olarak lanse ettiğim için bile kızıyordur. Gece çalışan bu yarasa kadınlar… Kader mahkumları işte! Hiç birine acıyamıyoruz kızıyoruz, anlamıyoruz-anlayamayız da zaten- vuruyoruz. Vurun kahpeye! Hiçbiri kankamız olmamalı elbet ama onlarda insanlar! Ve kelimenin tam manasıyla onlar birer kader mahkumu….Kadere teslimiyetleri kendi tercihleri olmasada ilk başta… Devamı zayıf kadınımı buna sürüklüyor işte! Keşke iskele kadınlarım boş zamanlarında sığınma evlerini biraz daha arttırıp kucak açsa potansiyel yarasa kadınlara ve kum torbası kadınlara(!)

5.kadın: Kumaş kadın; cinsinin aklının sadece iyi kumaştan anladığına ve alışveriş, güzellik, moda için yaratıldığına inanan kadın.
Bazen bir bez parçasını tutar da şöyle deriz: “hımm yeri güzelmiş, (malı güzelmiş manasında)” Kalite bir kumaş için fiyattır nihayetinde bir yerde. Dört işlemden uzak, klişe olacak ama ekmek fiyatından, asgari ücretten bihaber birçok kadın vardır. Sadece mağaza dükkanlarını, markalarını ezberinde tutan. Bu tip kadınlarla sohbet etmeye kalksanız. Birçok şeyi unutuverirsiniz. Öncelikle dışarıdan baktığınızda “aaa ne kültürlü kadın” diyebileceğiniz bu kadının; biraz konuşunca tek bildiklerinin dinlediğinizde bile Türkiye’de yaşadığınızı size unutturanlarla süslü yabancı terimlerin yani markaların olduğunu anlayacaksınız. Vakitlerinin büyük kısmı ayna karşısında, alışveriş mağazasında, güzellik salonunda, kuaförde geçiren kumaş kadınlar… Tek kendine koydukları hedefler… Yakında düzenlenecek bir organizasyonda ne giyecekleri, ne takacakları…v.s. Onlar için işte tüm memleket meselesi bu! İtina ile uzak durulması gereken kadınlar… Bilginiz olsun… Kumaş kadın diyoruz onlara çünkü nihayetinde kumaşında modası var… Bu arada kriz var diyorlar… Ama her haftasonu annemi gezdirmeye çıktığımda alışveriş mağazalarında gördüğüm özellikle kasa kuyrukları beni güldürüyor. Ve Sayın başbakanıma hak veriyorum “Kriz vallahi de billahide teğet geçmiş işte”….

6.kadın: Sabun kadın; aldatılan kadın
Aldatılan kadın derki: “Öfkem acılı bir adana sanki; canımı yakıyor hoşuma gidiyor… Yedikçe daha çok yiyesim geliyor. Hırsım bir bombanın pimini çekiyor sanki ve intikamım alevleniyor. Acım bütün kanıma işlemiş. Saçma sapan şeyler yapma arzum tarifsiz günahlara sokma niyetinde beni… Aldatıldım…Gerçek bu! Canımı yakan bir şey bu! Atlatabilir miyim bilmiyorum… Aldatılmak adi bir sabun kimliğine büründürdü beni. Her an köpürebilirim… Her an birinin elinden bir yerlere kayabilir, birilerinin de ayağını kaydırabilirim… Ama tek amacım ne yaparsam yapayım durulmak… Durulamak… Temizlemek… Paklamak bir şeyleri… Hakketmiyorum bunca kirliyi!..”


7.kadın:jilet kadın; aldatan kadın.
Aldatan kadın derki: “Gözüm kör, kendimi güzel hissetmediğim halde sahip olmak birden fazlasına mutlu ediyor beni! Çirkinim… Kirliyim… Jilet kimliği de bana biçilen bir kaftan sanki… Acıtıyorum birilerinin canını… kocamı… Kocası olan bir kadını… Jilet: pürüzsüz seksi bir şeyim sanki… Seviyormuyum ya da kimi seviyorum bilmiyorum… Ama sevişiyorum… Aldatıyorum… Belkide en çok kendimi aldatıyorum… Ahlaksızım…. Yatacak yerim yok! Biliyorum… Jilet gibi kadınım… Aldattıkça kanatıyorum… kanattıkça kırılıyorum… Kanayanlar savabiliyor ama ben kullanıldıkça kırılıyor ve çöpe atılıyorum… Çöp kokuyor… Pislik… Kirli… hangi kadın ister ki böyle bir pisliği? Ben istiyorum…”

8.kadın:amazon kadın; Kariyer yapmış, ayakları üstünde durabilen idol, savaşçı, güçlü kadın.
İmkan: beş harften bir sermaye onun için. Hayat gür, zehirli sarmaşıkların, dikenliklerin, kaktüslerin, bir çok çeşit yaratıkların mesken tuttuğu bir orman işte… Mücadele etmek gerekiyor. Bazen yağmura kapılıyorsunuz… Yıkanarak arındığınızı zannederken çamura batıyorsunuz. Bazen yangın çıkıyor alev alıyorsunuz. Her şey yok oluyor.. Her şeye yeniden başlıyorsunuz. Türkiye’de gür orman çok… Odun çok… Ve böyle bir ormanın amazon kadını da çok, çok şükür! Birçok zehirli sarmaşıkla boğuşuyorsunuz, hayvanla sevişiyorsunuz, yağmura aşık, yangına düşman oluyorsunuz. Mutlu olmanın yolunu bir şekilde buluyorsunuz… Yaşıyorsunuz! Var oluyorsunuz… Amazon kadın çok ülkemde… Hepsine hayranım… Hepsine aşık…

8 di (yorum):

  • bitter | 8 Mart 2010 23:29

    favorim 8 numara:)

    ve hepsi hatta dahası da mevcut çevremizde... dün bir röportaj okudum internethaberde eski bir hayat kadını ile 8 marta özel yapılmış okuyun derim.. ben çok etkilendim..şartlar ne kadın dinlior ne kadınlar günü!

  • Palyözi | 9 Mart 2010 07:32

    he he teşekkür ederim canım...tek tek saymaya ve sınıflandırmaya kalksak işin içinden çıkamayız bunlar belli başlı bazıları gibi.....gibi....

  • bilge | 10 Mart 2010 00:30

    çok güzel anlatmışsın kadınlarımızı paylaşımın için teşekkürler..sevgi ve dostlukla...

  • Palyözi | 10 Mart 2010 02:06

    Teşekkür ederim bilgecim...öyle diyorsan ne mutlu bana...demekki doğru teşhislermiş anlatma çabamız...

    Sevgiler...

  • EBRULİ | 12 Mart 2010 02:47

    Teşhisler tamamen doğru.Sınıf sınıfız kendi aramızda..
    Canım doğum günü kutlama nezaketin için teşekküre derim,çok mutlu oldum,sevgilerimle:)

  • Palyözi | 12 Mart 2010 06:50

    Bende teşekkür ettim ne demek...
    Sevgilerimle......;)

  • Onuncu Köyün Adamı | 12 Mart 2010 09:51

    Çok güzel bir paylaşım olmuş..

  • Palyözi | 14 Mart 2010 23:52

    teşekkür ederim..."güzel" gördüğünüze sevindim...Bir karşı cins olarak...Demekki o açıdan bakıldığında güzelmiş...kadın güzel işte.;)

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu