Çocukluğa ait küçük enstantanelerden bir tasvir yaratmak!

Bir gün bir arkadaşım 80'LERDE ÇOCUK OLMAK diye bir kitap çıkaracağını söyledi ve bana da hikaye yaz dedi..Yazdım...Yetişemedim...Ama sizinle paylaşmak istedim...23 Nisan çocuk bayramının yeni ötelediğimiz şu günlerde ben denizin 80'lerde çocuk olmakla ilglii hikayesi... “Küçük bir kız çocuğu” diye sesleniş belki ya da “bir küçücük kız çocuğu”nun Sertap Erener’in şarkısındaki gibi tasviri… Basit ama bana göre derin bir cümle… Hem kahkahaları ile kulağımı çınlatan, gözleri ışıl ışıl olan hem de aynı gözden akan yaşlarıyla sindiği bir köşede en çok kendini yalnız hissettiğine ağlayan bir kız çocuğunu ortak paydada buluşturan bir tasvir sanki bu… Çocukken kendime en çok söylediğim sloganım: Dünyanın en mutlu insanıyım ben! Dünyanın en güzel annesi ve babasına sahip. Dünyanın en mutlu insanıyım ben! En güzel evde oturan, en güzel kıyafetlerini dolabında taşıyan, en güzel okulda en güzel çantalarla,kitaplarla, defterlerle, kokulu silgilerle hep en güzelleriyle mutlu olan’ım ben! Ya da mutlu olduğum için sahip olduklarımı en güzel var sayanım ben. Babam memur; işten döner ve çok yorgun olduğundan koltuğa kurulur ayaklarının altına bir sandalye ve sandalyenin üstüne yumuşak bir minder yerleştirip uzanırdı. Bazen olduğu yerde kıvrılıp uyuduğu için annem şikayet ettiğinde. “uyumadım be uzun oturuyordum” derdi:) Bense bu karede; boyunca uzanmış adamın göğsünde yatmayı ve sonrasında kesin uykuya dalmayı farz sayan babasına aşık KÜÇÜK BİR KIZ ÇOCUĞU’nu oynardım işte! Oynamak demişken; Tansu Çiller’i taklit ederdim bir de ben! Annemlerin ben bu taklidi yaparken gurur duymaları hoşuma giderdi sanırım. Kalabalık aile oturmalarında “Öznur hadi kızım bir taklit yap, şarkı söyle” diye ilk teklif bana gelmezdi de; dolaylı yoldan iletilirdi. “amcasııı bizim kız çok güzel Çiller yapıyor, yapsın mı?” heee hadi kızım yap: ) “teyzesi karakız(karakız benim çocukken kısaltma adım gibi bir şeydi işte kendimi inek gibi hissederdim ama buna da yabancı değildim çünkü sınıf 1.siydim yani inektim) candan erçetin’in yalan’ı bir güzel söylüyor duyman lazım!” heee hadi kızım yap:) Gerçi bu durumun şimdi de pek değiştiğini söyleyemeyeceğim. Annem daha 1 ay önce gibi sanki teyzeme yine “teyzesi bizim kız köşe yazısı yazıyor biliyor musun?” hadiii önce durumu izah et, sonra annenin yine “hee hadi kızım yap” söylemleri gibi gazeteyi getir okut! :) Çocukluğumda böyle şeylerin popülaritemi arttırdığına inanırdım. Şimdi ise sadece eğlendiğimi anlıyorum. Ve yine çocukluğumda tanımıştım ben siyaseti, babamın bir partiden aday olmasıyla. Çocukluk yaşımda siyasi propagandaları okul sıralarıma, tebeşirli yeşil(kara değil yeşildi bizim tahtalar) tahtalarıma taşımıştım. Arkadaşlarımla matematiği, hayat bilgisini değil de bu seçimde kimin mitingi nerede, hangi söylemlerle kazanacağını ya da kaybedeceğini hesaplar, konuşur olmuştum. İnsanların görmemem gereken yüzlerine şahit olup bundan sonraki hayatımın büyük bir kısmında kullanacağım politikacıların aslında ne denli politik 1 acı olduklarını öğrenen olmuştum… Okulda ise sınıfın en başarılı öğrencisiydim. Babam yine popülaritemi korumak adına akrabalarımıza evdeki takdir belgelerinden artık geçilmediğini bütün dersleri 5 olan karnenin sıkıcılığını(!) o zamanlar henüz öğrenmediğim “Tariz” sanatıyla eleştirir olmuştu. Annem de “okuma yazmayı bile tek başına öğrendi benim kız, ben hiç uğraşmadım” tavrıyla babamı destekler ve ilave ederdi; “ben bizim kıza ders çalış demem tam tersine yeter artık bırak çalışma derim” ha ha ha….:) halbuki ben annemin benim ders çalıştığımı zannettiği yıllarda odama çekilir önümde defter, kitaplarla küçük müsvedde kağıtlarına şiirler, kompozisyonlar, adının o zaman akrostiş olduğunu bilmediğim isimden cümleler düzmece oynardım. Okulda da tenefüste bir konuyu okumam bile derste anlatmaya yeterdi çünkü:) Ortanca çocukların hep bir sendromda büyüdüklerinden söz edilir. Ne ilk çocuk şımarıklığı vardır ne de büyümeyen son çocuk. Hem abla hem küçük kardeş. Bu ehemmiyetsizlik istatistik bilgisinin üzerine birde maddi anlamda sıkıntılı bir dönemde doğdu iseniz benim gibi; çocukluğunuza dair fotoğraf sayısı da 2 bilemediniz 3’ü geçmez! Hem bir abla olmanın sorumlulukları vardır hem de bir kardeş olmanın katlanılmışlıkları:) Ama şans da göz kırpar elbet. Birçok kişinin sahip olamayacağı şeydir bu ortancalık belkide sizi paylaşılmaz kılar siz farkına varmadan! Çocukluğuma dair birçok kare belirir elbet hayatımda ama sanki her biri hepsiyle bir bütün! Bağımsız düşünülemez. Tasvir bu işte; dünyanın en mutlusu olduğu telkinleri ile biraz psikolog, biraz çalışkan,biraz taklitkâr, biraz politikacıya yabancı ve inan bana babasına çok aşık annesine çok düşkün bir küçük kız çocuğu… 80’lerin çocuğuyum ben…Ve daha ömrü yarılamamışken bile tek dileğim bir zamanlar 80’lik dede olacak babama ve çok kıymetli eşi nine anneme lâik bir evlat olabilmekten ileri gelen!

6 di (yorum):

  • nalan | 30 Nisan 2010 02:19

    canımözim ben de seni özledim ,
    hayırlı olsun,
    torun geliyor ,
    ev aldık,
    taşınacağız,kızım da aşytaları bendeydi o da gelince taşınacak;
    kırk ayağımı sığdıracağım pabuç arıyorum velhasıl:))
    öptüm seni.
    not:yazını bile okuyamadım inan ki anla durumumu

  • cecil | 2 Mayıs 2010 08:00

    ... merhabalar..
    ne güzel bir isim kelime yığıcısı..
    "kelime yığıcısı"
    çok benlik bir sıfat.. çok yakın buldum kendime .. bir yay olarak belkide :)

  • Kelime Yığıcısı | 3 Mayıs 2010 07:37

    oyy oyy benim Nalan öğretmenim çok mu yoğunmuş...kıyamam ama ben size:( keşke burda olsanız bende yardıma gelirdim valla :) Siz canınızı sıkmayın beni buldunuz ya tekrar bu bana yetti! öpüyorum kocaman öğretmenim:)

  • Kelime Yığıcısı | 3 Mayıs 2010 07:40

    Çeçilcim=>beğendiğine sevindim...yeni bir bebek doğdu ama güzelliğini söyleyenler sevindiriyor beni... e malum babası yok bunun şimdi..tek başına bir saçmalık gibide olabilir ama orjinal hoş da gelebilir... senin beğendiğini duymak güzel..yayDaş'ım...

    Sevgiler;)

  • deep | 4 Mayıs 2010 02:46

    Palyözicim bloğunu izlemeye alamıyorum:( defalarca denedim ama olmuyor,bilki okuduklarımdansın izleyiciler kısmın görünmüyor bilgin olsun.
    Sevgilerimle.

  • Kelime Yığıcısı | 4 Mayıs 2010 04:10

    hay allah ya canım niye gözükmüyor acaba ne yapmalı.....teşekkür ederim canım bir sorayım ben onu olmadı niye öyle oluyor bilemedim! bende görünmüyor ama benim pc yavaş ondan sanıyordum...:S demekki herkesde öyle mi! acep?
    sağol canım bu arada...teşekkür uyarın için ;) öpüyorum kocaman;)

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu