Bu kin kime kine?- köşe yazım


İlimizin ve ülkemizin gazete manşetlerini süslüyor her gün… Kin sonrası cinnet; cinnet sonrası cinayet haberleri… İnsanlar kızıyorlar… Kızgınlıkları uğruna yenildikleri inançlarının sonu oluyor bence olası pişmanlıklar… Kötü huylar bir fotoğraf makinesinin kötü özelliği gibi… Süreci uzatıyor ve yanlışlara sebebiyet veriyor. İnsan üzülüyor. İnsan sevgisi hangi politikanın malzemesi oluyor şimdi? Hangi şarkının sözü… Hangi bestenin güftesi… Hangi şiirin dizesi… Hangi markanın reklam yüzdesi… v.s. İçimizde büyüyen bir insan var ve biz belki de zaman zaman büyümesi için emek sarf ediyoruz bilinçsiz… O büyüyen insan avuçlarımızın içinde değil de içimizde işte sadece… İçindeki insanı büyütmek gibi sevgiyi paylaşmayı becerebilmek! İçindeki insanın kıskanç tırnaklarını kırmak bazen, fesat saçlarını kesmek, yalancı faullerini kırpmak… Fazlalık saymak… Lüzumsuza yormak… İçinde büyüyen kocaman bir sevgi ağacı yapabilirsin halbuki! Kocaman tebessümleri cömertçe paylaşmayla başlar bu! Annemin sözü “en büyük sadaka tebessümdür” gibi… Sen servetlerin peşinde koşarken ya da servetlerin hayallerinde yüzerken delice; en büyük servetin kendinde olduğunun farkına varamaman ne büyük endişe! Benim bir tezim vardır “ kötü insan yoktur, insanı kötü yapan olaylar vardır” diye… Düşünsene bir… Hangi çocuk kötüdür? Hepsi birer melektir bu yeryüzüne inen anneleri olan melekten bir kopya… bir parça… Hiçbirinin derdi değildir sümüklü burunları, yemekli ağızları, yırtık kazakları… Para kavramı yok onların şu an belleğinde! İyi ise göreceli falan değil öyle… Anneler tembihledi bir tek yabancı amcalar kötü! Hayat toz pembe… Akrepten kolları yok onların insanları sokan… Taştan kalpleri yok onların… İşte bu yüzden bazen bugün günümüzde; İnsan değil insan-lık kanser olmuş… İyi huylarımız kolumuz, bacağımız, böbreğimiz, ciğerimiz gibi kansere yenik düşen, kopup giden parçalarımız olmuş; diyebiliyoruz üzülerek. Ama insanları değiştirmek de zor olsa gerek… Onlara nasıl dersin sana kıskanç yeşil gözleriyle bakarken… Bak koptu işte yüreğindeki merhamet diye… Bu bir kanserse kötü huylara teslimiyet… Nasıl söyleriz yüzüne… Ya da söylediğimiz zaman nasıl bir insan oluruz insanlığa dil uzatan! Sanatçı var olan odunu hayat katabilme yetisine haizse o zaman kendini yaratmak da bi sanattır diyebilir miyiz(pinokyo)? Kötü huylar sonradan edinilen hayatın sana kamçıladığı bir yara ise şayet… Kalkanların olsa ya iyi huyların ve gizlemesen onları… Ötelemesen… Bu hayatta istediklerini elde etmenin yolu başkalarının isteklerini yok etmek olmamalı hiçbir zaman! Dualarınla ve hayırlısıyla istemeyi bilmeli ve nihayet istemelisin! Senin için iyi olanın kurduğun plandaki gibi kin’ine seni yenen düşüncen gibi bir eylem olduğunu düşünemezsin. Belki de senin için hayırlı olan aksi...bilemezsin! Peki tüm bunlar seni kaderci yaşatmaya mı itiyor? Elbette hayır. Hakkında hayırlısını dilemek yaşlı bir amcanın senin için dileği olamaz sadece. Sen her sabah güneşin gözünü aydınlatarak seni yeni güne uyandırmasıyla söylemelisin… “Allah’ım bugünde hakkımda hayırlısı ne ise onu nasip et” diye… Bu kin kime kine? Diye bir sorum var cevaplayabilir misin? İçinde büyüttüğün insan kindar olmasın! Kin güzel bir şey değil o kesin! Hepimiz bu dünyada üstlendiğimiz misyonları yerine getirmek için varız! İnsan psikolojisi bu misyonu yerine getirdiği süreçte bazı noktalara takılır. İçinde tarif olunamaz bir kin beslemeye başlar… O kini yaşatmayın!

İskelede Baş... Başiskele'de Taş...-köşe yazım

Başiskele ilçe gazetesine yazdığım köşe yazım!__İlle bize yaz diyen Başiskele Gazetesi imtiyaz sahibi Murat ULAŞAN arkadaşıma sevgilerle!


Biri konuşur 29 harfi raks ettirerek:

Dün gece bir yağmur yağmış coğrafyama… Deniz kokusu estirmiş de kendini göstermiş edalı bir kız gibi nihayet bu gecede rotama… Ormanların gizemi; koyu yeşil ve açık yeşilin savaşı gibi şimdilik… Örtü bitkiye örtülen ıslak bir zemin timsali…

Bu sabah bir güneş doğdu kimyama... Tahtadan kemiklerim ısındı usulca… Kurudu akşamdan kalan yağmur damlalarım… Burnumda mis gibi ıhlamur ağacının kokusu… Dünden yağan yağmurun yanmış toprağa verdiği koku! Annemin poğaçasının kokusu… Babamın dumanının…

Zaman biraz önce saydığım süreç; sabahında güneşi doğuran, akşamında aynı hızla batıran…

Bu öğlen insan oturdu biyolojime… Tahtadan kemiklerim şahittir çok ayakkabı numarasına… Hırçın bazen yolcularım, küfür ediyorlar sağa sola… Bazen de ılık bir bahar mevsimi gibi yumuşacık, oturmuş bir kıyıma sallayıveriyorlar bacaklarını…

Benim coğrafyam şiir… Kimyam beyit… Benim statik matematiklerle işim olmadı hiç! Ama statikten sayılırsa bu nâcizhane bedenim; çok şahitliği vardır onun insanoğlu nazlarına…. Yolcuları ve yolları… Sonları ve elbette başları…

Bu ikindi söz düştü psikolojime… Ufuklar yakın şimdilik bana… Birilerine göre ufuk burnunun ucu iken birilerine göre dünyanın öbür ucu… Hiç bahsi geçmeyen öbürlerine göre ise bir zamanlar tanınmış ya da tanınmaya aday bir erkek adı…

Baş ağrılarım var benim… İklimim sert tıpkı insanlarım gibi… Hevesli insanlarım var! Topraklarımda ekmek kazanan ya da kazandığı ekmeği topraklarımda harcayan… Günahım ürettiğim insan çöplüğü şimdilik ve en büyük sevabım sen duymasan da sana verdiğim oksijenim ormanlarım…

Gökyüzü de hırçın tıpkı denizim gibi mevsimim gibi… İNSANIM gibi…

Bu akşam acı yaladı Fiziğimi… Tahtadan kemiklerim sızlıyor şimdi… Henüz topraklara gömülü değilim daha yeni doğdum! Kemiklerimin üzerinde yürüyenler bahsettiğim coğrafyanın kullanıcıları… Kılavuzu oksijeni bu doğanın yarattığı…

Cümleler kısrak…. Kerpetene vurulmuş sıkışık kavramlar fink atmakta yazılarımda…

Bütün ilkokul müfredatı dersleri tanımlamakta zorlanan ve anlatmaya çalışan ben… Hangi okulun, hangi sınıfında öğrenciyim… Merak edene…

Ben bu ilçede bir iskeleyim… edebi tasvirlerle söze saygı duruşunda bulunan.. . Sen ise beni okuyarak çoktan baş tacı edilmiş olansın… iskelenin Baş’ı BAŞİSKELE’ye ayak basansın! BAŞİSKELE gazetesine el atansın!

…….

İskelenin tarifi:

Bir iskeleyim; kütüğü Başiskele kayıtlarında demirbaş olan,

Bir iskeleyim; üstünde 62000 küsür nüfus oturan,

Bir iskeleyim; yeşili ile mavisini kendine manzara tutan,

Bir iskeleyim; Yeniköy maydanozu kokan,

Bir iskeleyim; Karşıyaka kabadayısına kafa tutan,

Bir iskeleyim; Yuvacık barajında balık tutan,

Bir iskeleyim; Bahçecik de konut yığan,

Bir iskeleyim; Kullar da ekmek kazanan,

Bir iskeleyim; Başiskele’de yaşayan…

Baş iskeleyim belkide….

Belkide iskelede baş…

Başiskele de Öznur altınTAŞ’ım işte!

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu