Dema Hemşerum -köşe yazım




Bağa bu memleketun hali nereye cider diye sormayun tarif edemeyeceğum ha şimdi!

(Bana “bu memleketin hali nereye gider?” diye sormayın tarif edemeyeceğim şimdi)

Ne güzel söylemiş üstad! “Ne olursan ol yine gel!” diye.

İnsan olmayı unutmak ne mümkün? Üstadım davet etmiş gitmemezlik olur mu?

Lise yıllarında yanılmıyorsam felsefeye merak sarmıştım bir iki kitap sonra sıkıldım ve arkasından psikoloji merakım başladı. Kitle psikolojisi, yalan söyleme psikolojisi, sebep-sonuç ilişkisi üzerine kitaplar okudum. Tabi her ne kadar o kadar (: )) yaşlı olmasam da bizim zamanımızda internet kolay ulaşılabilir bir şey değildi.

Dünyanın şifresini çözdüğü zannına haiz bilgisayarcılar vardı böyle internet cafe’lerde fıkralar biriktiren… “Evet hanfendi o klasörü açmak için üzerine iki kere tıklatmanız gerekiyor…”

Hiç unutmam üniversite de arkadaşım bilgisayar dersinde öğretmen masaüstü dediğinde masanın üstüne baktığını anlatmıştı bir sohbette:)

Konuyu dağıtma girişimim gözden kaçacak gibi değil evet toparlıyorum hemen… Şimdi ne yazdık? İnsanlık önemli mevzu elbette. Girişte Karadeniz’in sert rüzgarını estirdiysek de güneş de bizim, yağmur da, kar da! Dökülen yapraklar da, açan baharda, ıslak yağmur da , donuk kar da!

Bu memlekette bir şeylerin olmaması kadar anormal bir şey yoktur derim ben! Karın doyurmak için aş’a; aş’ı pişirmek için ateş’e muhtaçsındır çünkü. Ateş piştikçe aşın kaynar ocakta. E o zaman arada bir taşınca nedir bu kızma?

Dert sahibi olmak iyi bir şeydir, anlatınca da derman bulunmaz ama insan bir rahatlar şöyle. “Ohh içime ata ata şiştimdi herkes soruyor bu kilo bu yoklukta nerden geliyor diye? Kimse bilmiyor dertten şişiyorum ben”.

Evet “dert satma” diyeti yapmak için derman arayışına girebilirsiniz. Ama işin gülmecesi bir yana şayet memleketin meselesini dert ediniyorsunuz. Adresinizi posta atın sürpriz hediye göndereceğim. (hinlik bu ya ne de olsa sürpriz kimsenin haberi olmaz ne gönderebildiğimden:))

Bugün yörenizi nereye çevirseniz size memleketi kurtarma operasyonuna girişmiş sivil askerler kuşatacaktır. Derin bir iç çekiş gibi nefes alış verişleriniz yankı bulacaktır bir de.

Ben politikacı değilim, bürokrat hiç olmadım, gazeteci de değilim ki araştırıp edeyim görüşeyim bileyim. Sadece yorumcu diyebiliriz. Yorum katarım. Ama seversin ama sevmezsin eleştirilerini de toplarım.

Dert sahibi olmak iyidir. İnsanı harekete geçirir. Bir dert için söylemden çok eylem’e muhtaç olduğumuzu da unutmayalım ama. Eylem deyince de sakın yanlış anlama!

Şimdi sorma bana “ne olacak bu memleketin hali ?” diye…

Dema hemşerum!

Bağa bu memleketun hali nereye cider diye sormayun tarif edemeyeceğum ha şimdi!

0 di (yorum):

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu