Saman Kağıt!- köşe yazım

Olumsuzu düşünülür ya hani bazen hayatın!
Dünyada ya annem olmasaydı ya kardeşim ya da can dostum olmasaydı…
Ya da sevgilim olmasaydı kalbimde…
Ya da şu sevimli, masum oğlum/kızım olmasaydı içimde…
Ya da Başkan olmasaydı şu belediyede… çalışılmazdı böyle…
Zeytin olmasaydı sofra olmazdı mesela…
Ayna olmasaydı sorun yoktu ama ya dürüstlük olmasaydı yüzüme vuracak gerçekleri…
Yok çekilmezdi böyle…
Ya peki kanunlar olmasaydı bu ülkede?
“Düzen koruyucular” adı altında bir ton kağıt… Kim kanuna uyar? Kim kanunu uygular?
Ve en önemli soru belki de: “Hangi kanunun vicdanı var?”
Hangi kanun yok edebilir bu ülkedeki terörü?
Ya da kpss sınavındaki ihlaller reçetesini?
Hangi kanun kadına şiddete bir çözüm üretebildi?
Biz kanunları bilmiyoruz, uygulayamıyoruz da belki ve eminim bu sorunun muhatapları da değilizdir…
Bizim karşımızda duran kare bir kutu var “aptal kutusu” biz bütün dünyayı, şiddeti, vahşeti, savaşı, aşk’ı hayatı ondan öğrendiğimiz zannediyoruz… Kimisi de internet dünyasından… Halbuki hayat dışarıda tüm çıplak gerçekliğiyle birebir süregidiyor.
Biz hayatın içinde var olmak yerine hayatı seyir eden olduğumuzun farkına ne zaman varacağız acaba?
Bu ülkede popüler bir kültür varsa bütün sanat camiasının üstünde dönüyor, şarkıcılar, oyuncular, siyasetçiler sahne alıyor hem de çok pahalı ücretlere mal oluyor… Haberimiz yok!
Biz televizyon sadece elektrik yakar sanıyoruz.
Neden Tarkan uyuşturucu bağımlısı olarak yakalandıktan sonra Türkiye’de bir ilk yapıp, uyuşturucu bağımlılarını hayata döndürmek için “Rehabilitasyon Merkezi” açmıyor! “Gel Gel kardeşim Acımıcak” mesela (!)
Neden Beren Saat “Fatmagül’ün Suçu Ne?” diye sosyal bir dizide başrolü çektikten sonra rekor fiyatlarla reklamlarda oynuyor da yine ülkede bir ilk’i yapıp kadın’a şiddet ile ilgili “Kadın Rehabilitasyon Merkezleri” açmıyor! “Fatmagül’ün Bahçesi” gibi mesela (!)
Biz Nuri Bilge Ceylan gibi başarımızı “Güzel Ülkem” ize ithaf edebiliyoruz
Ya da Aslı Çakır Alptekin &Gamze Bulut gibide koşabiliyoruz bir marş ve bir bayrak uğruna..
Ama ve
Galiba diğerlerimiz yeterince bu ülkeyi sevmiyoruz…
Ve bu yüzden saman kağıtların yönetimine el veriyoruz!.
Benden söylemesi!...

http://www.degisenkocaeli.com/tr/kocael.asp?x=5&mrc=67151&t=1&mrc2=51

Suçsuzum Beyaz Gömlek!..- köşe yazım


Ben kırmadım o kıymetli ziyneti…
Dokunmadım onuruna merhametin ve gerçekten incitmedim zarif mum çiçeğini…
Küçücük parmaklarımla ve hafif dokunuşlarla aldım nefesimi…
Hiç erinmedim kimseye ve tamah etmedim gözü yüksekteyken beni kesene,*
Sevdim ama sevilmedim ama yine de bir gün isyan etmedim…
Seveni üzmedim, çirkinle de gezmekten erinmedim
Hiç yemek yerken üzerine döküp lekenin yokmuş’u gibi davranma masalarına bürünmedim,
Suçsuzum Beyaz Gömlek,
Koparmadım ben iplerini ve düşürmedim lüzumsuz yere düğmelerini
Neden sevmiyor bu siyah önü düğmeli şık ceketler beni,
Bembeyaz aklanmaya hazır bir suyum ben,
Yorgun çok çalışmış zamanla ve teri suya döndürmüş bezi,
Ben sevilmezken ve yalnızken ve haksızlığa maruzken bazen
Ve üzülmüşken, ağlarken gizli gizli yalancı gülümsemelere boğmuşken seni,
Suçsuzum…
Kırmayı sevmediğim için ve hep kırıldığım için paramparça…
Sevilmekten öte sevmeyi kullandığım için,
Hep bir gözüm yüzde bir yüzüm gözde olduğu için…
Suçsuzum
Ve suçsuz olduğum kadar yorgun
Farkında…
Şu an bu cümleler ile seni yorduğumun da…
Sen panik doğuran kalp atışlarımın gömleğisin,
Sen bir örtüsün,
Gizleme ya da rol üstlenme şekli
Sen bensin
Ben sen …
Demicem…
Çünkü değilsin
Sen ben değil benimsin
Ama zaman öyle bir giydirdi ki sert kışlarıyla bizi
Havva olamadık insan gibi
Suçsuzum Beyaz Gömlek…
Niyet ettim şimdi…
Orucum
Kayıtsız sevmelere, gereksiz küslüklere, sahte gülüşlere
Çok güzel olduğum iddiasıyla yaklaşan
Had bilmezlere de…
Orucum
Suçsuz olduğum kadar,
Anlamak için en temizini…
En pisini…
*kesmek: göz ile hapsetmek

http://www.degisenkocaeli.com/tr/kocael.asp?x=5&mrc=65950&t=1&mrc2=51


Sevgili Genç-köşe yazım

Gençlik
Nasıl bir gençlik ki bu!
Karamsar taraflarım yok hâlbuki ama yeniğim ve de bir hayli yorgun
Suratım çirkin,
Suretim de haliyle…
Gençlik…
Nereye gidiyor ki bu gençlik!
Bu cümleyi herkes kuruyor,
Yoldan geçen işçiler, gezginler, sürgünler, sövgünler
Sövgün iki kelimesinden biri küfür olan insan hali…
1980’lerin gençliği vardı… Hatırla, hatırlamıyorsan al bir Kadir’in 80’lerde Çocuk Olmak kitabını gençliği anımsa…
Devrim yaptılar, karşı durdular olup bitene, isyan ettiler…
Sonra 90’lar ve sonrası milenyumun çocukları
Her şeyden yoksun, herkesten suskun bir nesil yetiştirmekte,
Gençler isyan etmeyi şöyle dursun biraz silkindiler sonra aynı hızla yerine yerleştiler
Sindirildiler…
Toplum bir süre 80’ler sonrası korkmuş
hakkıyla sinmiş genç nesillere şahitlik etti.
En çok duyulan ikaz cümlesiydi
“otur aşağı ne işin var oraya”
Det, düt, höt…
Alice’e kitabında tavşan söyledi halbuki,
Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin bir önemi yok!!
Neden elindeki genç nüfus boş işlerle uğraşıyor hocam
Diye sorsam,
Bugün sokakta hoca kesilen her kesimden kişiye
Cevap ne olur ?
Gençliği yetiştiren anne ve baba yani ebeveynlerden başlarız işe,
Sonra eğitim sistemi,
Sonra istihdam doğru işe doğru eleman sisteminin yetersizliği dolayısıyla,
Ve nihai sonuç
Mutsuz kesim, mutsuz çehre, mutsuz genç
Daha önce de söylemiştim ya bir yazımda,
Gençlik içinde anti depresan ilaçlar kullananlar ne yazık ki fazla ,
Halbuki bizim gençliğin çeviğine, ruhu kendi dincine ihtiyacımız var…
Ben bunları yazıyorum da uyguluyor muyum peki?
Hayır elbette…
Anti depresan henüz kullanmadım ama : )
Midem ile ilgili sıkıntılarım var,
Hadi Gençlik, bırak twit atmayı, facebook açmayı,
msn’de chat yapıp, mesajlarla kampanya fırsatlarını kollamayı,
Var’lığın ne bir “kullanıcı adı”yla ispatlı,
Ne de bilmem ne sosyal paylaşım sitesi hesabıyla,
Varlığın gönüllü olarak katıldığın
Ve peşinden hiç hesapsız koştuğun
FİKİRlerin ile ispatlanacaktır…
Eytt be bu da gençliğe hitabe oldu…
Sen yine de unutma Sevgili Genç Kardeşim…
“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” N’olur onu anti depresanlara boğarak beynini uyuşturma!...

http://www.gazetesiz.com/makaleler/oznur-altintas/sevgili-genc-120881.html

http://www.degisenkocaeli.com/tr/kocael.asp?x=5&mrc=61264&t=1&mrc2=51

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu