Daldaki Kuş-şiir ve dinletisi

video

Hep mi acele eder tavşan o iki uzun kulağıyla…
Hep mi kaçar havuç tarlaları kökleri kazık toprak bağlarıyla…
Sahi ya ne demişti Alice’ye tavşan…
“Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yöne gittiğinin önemi yok!”
Bir sevgi düşünün adı yok, teni yok, dili yok…
Bir çift düşünün anı’sı yok, sözü çok…
Bir cümle kurun yüklemi olmasın
Devirin kelimeleri fütursuzca,
Çeneden düşen had bilmez sözler vardı eskiden…
Şimdi sadece parmaklar oldu iletişimin dili…
Ünlüleri düşüren ikoncanlar…
Bze srkli slm yllyrlr!
Nasılsın sorusunun cevabı ise sabit…
Yoğun ve de haliyle yorgun cüsseler doğuruyor
Yaşam koşulları…
Şükrü gizliyor isyan ediyor işi olmayan …
Ve bilmiyor zaman…
Çünkü yol hangi yol bilmiyor insan!
Benim yollarım hep aynı yerde birleşiyor…
Biraz sadakat tozu, biraz güven çakıl taşları…
Biraz dürüstlüğün köklü ağaç bağları,
Barındırıyor içinde…
Ve köklü ağacın dallarında bir kuş yüreğim…
Yangınını bekliyor belki…
Belki kafesini…
Belki de…

http://www.degisenkocaeli.com/tr/kocael.asp?x=5&mrc=77322&t=1&mrc2=51

Adem Kızı- şiir ve dinletisi

video



Sözümde duramadım,
Sana susamadım,
Yapamadım,
Olamadım
Bir gün olur demiştim,
Ol-ma-dı!
/
Artık yorgun seslerim dönüyor kayıtta,
Ve durgun yüzlerim aynada bir suratta,
Şiir yazmayacağım ne sana ne kendime ne de ona,
Off hüzünlü şarkılar içime su serpiyor adeta,
Şarkıya eşlik edemedim,
Sadece dinledim,
/
Güneşli günlerin bulutlarını kimler üfledi acaba?
Yani kim bu bulutun sebebi?
Çözüm için problem mi üretmek gerekli?
Ahhh nerde benim kaybolmayan bilincim,
Ümit candan sonra gidermiş ya hani,
Benim ki canın neresinde gizli şimdi?
Yapamadım,
İstediğim her şeyi aynı sofrada sunamadım,
Elime yüzüme bulaştırmadım ama,
Yapamadım da,
/
“kendini sev” dedi bir arkadaş,
Ne güzel de yazıyordu eliyle bir fon’a
İsimleri,,,
Sevemedim
Herkesi öyle çok severken
Ve herkesi öylesine önemserken
İçimde
Sevemedim…
Sevmenin özrü yok ama
Engeli olur sanırım…
Merhaba
Sevme engelli yarınlara…
/
Ağlamak rahatlatır derler ya
Külliyen yalan,
Daha bir karartır beni,
Tenim ondan esmer şimdi,
Ateşi, baş ağrısı da cabası,
Bir de kızgınlığı kendine insanın
Kimse yapmıyor bunu sana,
Sen izin vermedikten sonra ya,
/
Sezen aksu diyor ya,,,
“acelen ne bekle Firuze” diye
Acele işe şeytan karışır elbet
Acelem yok da,
Varamadım işte,
Varlığımı kendime soramadım,
Affet desem affedemezsin,
Özünde nur da olsa
Sen de bir Adem’in kızısın işte…
/
Yazamadım,
Şiir değil, şarkı hiç değil
Öyle fütursuz bir yazı oldu bu,
Neyse sağol dinlediğin için,
Bir şey anladın mı peki?
Anlamadın,
Pardon
Anlatamadım…
   

Bir Şimşek Vefa -köşe yazım


Bir varmış bir yokmuş.. Cefa ile Vefa adında ikiz kardeş varmış………………

Sizce Cefa ile Vefa’nın bir harf değişimiyle uyumlu olması bir tesadüf müdür? Peki “C” harfinin alfabenin baştan üçüncü harf olması ile “V” harfinin alfabenin sondan üçüncü olması?
Peki vefa borcu olduğu halde ödemesini bilemeyenlerin cefa çekmek zorunda kalmasının verdiği anlam ilişkisi?
Peki cefanın sefa ile zıt anlamlı olması ve yine bunlarında arasında sadece bir harfin değişikliğe uğraması…. gibi.
Neyse ismi lazım değil kelime oyunları ile komik duruma düşen parti liderlerine benzemek istemem. Bugün size bir masal anlatalım ve hadi hep birlikte tekrar baş paragraftan alalım.


…………Cefa asık suratlı, mutsuz, ruhsuz ve de yalnız bir çocuk iken Vefa da bunun tam tersi güler yüzlü, neşeli ve sürekli şiirler okuyan, şarkılar söyleyen ve bir çok arkadaşı olan hiç yalnız kalmayan bir çocukmuş. Cefa’nın normalde Vefa’yı kıskanması gerekirken hiç kıskanmazmış. O Vefa’dan daha çok Vefa’nın en yakın arkadaşı Sefa’yı kıskanırmış. Sefa da tıpkı Vefa gibi çok neşeli bir çocukmuş ancak kibirli tavırlarıyla çevresi tarafından pek sevilmezmiş. Cefa gibi sessiz sakin çocuklar ile dalga geçer, alay eder , tıpkı Noel baba gibi “hoh hoh hoh” gülermiş.

Halbuki bir çocuk kahkahası bir savaşı durdurmaya bedeldir ve bir çocuk gerçekten gülse ağlayan herkes susabilir o gülmenin neşesiyle.
 
Ama Sefa mizahı büyük oynayan bir tiyatro sanatçısı gibi neşesi yerinde ve keyfi kilometrelerce öteden hissedilen bir portre çizermiş. Bu yüzden herkes onu kıskanır ve onun yerinde olmayı istermiş.
Bir gün Vefa ile Sefa sokakta oyun oynuyorlarmış. Cefa yine kıskançlıkla bir evin köşesinden onları seyir ediyormuş. Sefa gökyüzüne bakmış ve iç geçirmiş ve o sevimsiz kahkahasını atmış. Sefa’yı güldüren ise (kendi yorumuna göre) kuşların bu soğuk kış gününde hala uçarak özgürlüğünü ispat etmesindeki inatlarıymış.

Sefa onların bu yaşam mücadelesini bir nispet olarak yorumlamış ve tıpkı insanoğlunun başarılı insanı hor görüp içinden küfretmesi gibi hor görmüş kuşları ve dalga geçerek gülmüş işte. Bunun üzerine Vefa ne olduğunu sormuş ve Sefa, Vefa’nın kuşlara karşı hoşgörülü davranacağını bildiğinden hiç içindeki bu duygudan bahsetmemiş. “hadi gökyüzüne taş atalım en yukarı kim atarsa o kazansın!” demiş. Vefa; “ya birinin evine ya da Allah korusun camına gelirse? Olmaz ben bu oyunu sevmedim, oynamayalım” demiş. Sefa daha önceki oyunlarda Vefa’nın sözünü dinlediği günü hatırlatarak bu oyunu onun arzusuyla oynamasının bir borç olduğu konusunda ısrar edince Vefa dayanamamış ve oynamaya başlamışlar.
Bir taş, İki taş, Üç taş derken taşlardan biri kuşlara gelmiş ne yazık ki! Hem de taşı atan oyunu oynamayı hiç istemeyen Vefa imiş. Kuş gelen taşın verdiği acı ile yaralanmış ve yere düşmüş, acı içinde ötmeye çalışıyormuş. O sırada gök yarılmış ve şimşek çakmış kara bir bulut Vefa ile Sefa’nın üstüne gelerek haykırmış: “Çocuklar n’aptınız da zavallı kuşu bu hale getirdiniz? “ demiş. Vefa göz yaşları içinde “taş geldi ama inanın istemeden oldu” demiş. Kara bulut çok kızmış ve kapkara olmuş. Vefa çok korkmuş bunu gören ve oyunun başından beri onları izleyen Vefa’nın ikizi Cefa ortaya atılmış ve kara bulut’a dönerek: “ ben yaptım demiş. Kuşa taşı ben attım” bunun üzerine Vefa çok şaşırmış Sefa da tıpkı o kuşlarla geçtiği dalga gibi dalga geçer şekilde gülmüş.”ho ho ho”

Sonra Cefa suçu üstlendiği için kara bulut onun üzerine bir şimşek çakmış ve Cefa hayatının sonuna kadar acı çekmekle cezalandırılmış. Vefa’da Cefa’ya çok büyük bir borcunu ödemeye çalışarak. Sefa ise tüm bunlardan sonra Vefa ile arkadaşlığını kesip hayatını sefa içinde sürmeye devam etmiş.

Kıssadan hissesi yok bu hikayenin…. 

Nasıl anlamak istiyorsanız okuma zevkinize hediye…


http://www.degisenkocaeli.com/tr/kocael.asp?x=5&mrc=73774&t=1&mrc2=51

KALBİM SENİNLE-köşe yazım

Gönüllü olmak, gönülden inanmak ya da yaptığınız işe gönlünüzü koymak.
Ya da yürek…
Ya da kalp..
Ya da a ş k!.
“İşinizde, eşinizde, uğraşınızda ne kadar isteklisiniz?”
Sorusunun cevabı tüm bu gönül meselesi.
Gönülden sevmek sadece bir şiirin dizesi.
Gönül koymak da alınmanın naif bir tavrı.
Bütün bunların yanı sıra var olduğunuzun ispatı ne ihtiyaçlarınız boyutudur ne de çokluğu yani doldurmaya gerek yok varlık sebeplerini.
Okuduğum cümlelerden hiçbir şey anlamadım Öznur ne diyorsun diyen okurlarıma en son Ağustos ayında yazmış olduğum “Saman Kağıt” köşe yazıma “Samanı tutuşla da alev alsın” yeni yazılar yaz sitemli yorumu okumaya yönlendiriyorum.
Sevgili Okurlar, ben bu yazı işini tamamen gönülden yapıyorum….
Evet Ağustos ayından bu yana yazmamış olabilirim ama inanın Kalbim Sizinle’ydi.
Bilgiyi sayan şu teknolojik alet şahittir ki; masaüstüm yarım yarım birer cümlelik başlayıp tamamlanmadan öksüz kalmış köşe yazısı olma çabasında yazı-cıklar ile dolu…
Yazmak öyle bir gönül işi ki, hadi yaz deyince olmuyor. Konusu da tutmuyor.
Ne zamandır çok yoğunum, evde su akmıyor, başım ağrıyor, midem bulanıyor offf..
Nasıl oldu anlamadım aslında hiç hoşlanmadığım bir şey ama kendimi anlatır oldum.
Hepsi o yorum yüzünden.
Sorumluluk hissettim birden.
Konumuz gönüllülük… Yani bir işe gönül vermek gönüllü olarak yapmak zor iştir vesselam.
Türkiye’de genel olarak sistemlerin yetersizliğinden ve doğru çalışmadığından yakınırız.
İnsan kaynakları sistemi doğru işe doğru eleman yetiştiremez ve meslek erbapları farklı işlerde istihdam edildiği için huzursuz iş ortamları yaşanır.
Aslında sistemi işletmeyenler alt elemanlar değil de üst yönetmenlerdir zannımca.
Özellikle yerel yönetimlerde bu çok gözlenmektedir.
Çay ocağında çalışan işçi kırdığı bardağı kendi cebinden ödediği yetmezmiş gibi bulaşık deterjanını da kendi cebinden alabilir mesela.
İşyerinde bilgisayarı bozulduğu için bir eleman kendi bilgisayarını işe taşıyabilir ya da. Bunun daha da örnekleri vardır elbet.
Ama bir gönülden ekmek parasını kazanmaya çalışan İNSAN ile elinde birçok yetki bulunduğu halde koltuğunu hareketsizlikten paslatan üst yönetmenler yok mu?
Cevabı ben bilmiyorum, bana sormayın.
Bu ülke’de gönüllülük nasıl işliyor diye bir düşünün diyorum.
Ve güzel ülkemde birçok gönüllülük üzerine dernek/kuruluş varken hala insanlar neden tam anlamıyla komşusunun açlığından, yetimin yoksunluğundan ve kadının korumasızlığından rahatsız olmuyor anlamıyorum.
Ya da ben de bir rahatsızlık var olsa gerek. Bu kadar içine karışıp “neden arkadaş?” diye sualle.
Sosyalleşip bütün bunları kendine dert edinen.
Gönüllülük önemlidir sonuç olarak. Sevdiğiniz işi yapmanın özü de budur.
Satın alınan beyin ve robotlar değiliz çünkü biz.
Gönülden Sevgilerle…

About this blog

Düçar =yakalanmış
Biteviye =monoton
Deruni =içten
İzafe =göreceli
Tazammun=kapsama
Tasallut =musallat olma
Mütecanis =homojen
Epigram =nükteli şiir
Vuzuh =açıklama
Muğlak =sonucu belli olmayan
Devinim =hareket
Erat =erler
Hedonist =hazcı
Dehliz =koridor
İştiyak =özleme
Muhayyile=hayal gücü
Süveyda =kalpteki gizli günah
Mutedil =ılımlı
Meczup =deli
Tekellüf =mükemmel
Muteber =saygın
Müstear =takma
Zelil,nebi =ar
  • Can umut kapısına sıkışmış gönül tortusu; sana kalan tozu toplamak bazen................. bazende toz olmak kapı yüzüne vurulmadan....

KELİME YIĞICISI'NDAN DÖKÜLEN KELİME YIĞINLARI İŞTE........DEVAM........

  • .....tükenmeyen eylemlerin kuklası konumunda sürüncemede bir hayat benimkisi..........
Hayatta küçük köşeciklerim var...sevenlerimin yüreğinde yaşama sebebim olan...ve birkaç köşem var kalemime ışık tutan beni köşe yazaN'ı yapan....

benim tabu kanunlarım var, dogmatik inançlarım, kısır arzularım, gömülesi yalnızlığım.... Bütün kelimeleri gelişigüzel harcayıp dolu dizgin saçmala hissiyatıyla çevrili sözlerim...kansızım...zansızım...yansızım...ama hâla cansızlar arasına alınmadı adım

Kelime Yığıcısı'nın Listesi

Kelime yığıcısı'nın duası: Allahım değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasıdaki farkı ayırt edebilme sağduyusu ver.=Amin=
Bu gadget'ta bir hata oluştu